2025’te Ciro Aynı Kalacak, Kârlılığımız Artacak

Erkurt Holding, 2024’te başlattığı programla kârlılığı artırmayı hedefliyor. 2025’te ciro aynı kalacak.

Erkurt Holding Yönetim Kurulu Başkanı Âli Kerem Alptemoçin, şirketin 2024 yılında uygulamaya koyduğu “Optimizasyon 360” programı sayesinde tüm süreçlerini gözden geçirdiğini belirtti. Alptemoçin, faaliyet zararı veren yapıyı dengeleyerek, kârlılığı artırmaya odaklandıklarını ifade etti. Özellikle otomotiv sektöründe artan küresel rekabetin, özellikle Çin’in üretim gücünün dengeleri değiştirdiğine dikkat çekti.

Otomotiv tedarik sanayinde faaliyet gösteren Erkurt Holding, son iki yılda kapsamlı bir verimlilik ve maliyet optimizasyonu sürecine girdi. Alptemoçin, 2024’ün ortalarından itibaren “Optimizasyon 360” adını verdikleri dönüşüm programını başlattıklarını açıkladı. Türk lirasının değer kaybettiği ve ihracatın zorlaştığı bir dönemde beklemek yerine proaktif önlemler aldıklarını vurgulayan Alptemoçin, “Mayıs 2024’te mevcut koşullara uyum sağlayacak bir model kurmak için kapsamlı bir çalışma başlattık” dedi.

Program çerçevesinde üretim süreçlerinin yanı sıra satın alma, insan kaynakları ve mali işler gibi tüm birimlerin de gözden geçirildiğini belirten Alptemoçin, süreçlerde ciddi verimlilik fırsatları yakaladıklarını aktardı. Şirketin maliyet analiz yönetiminde önemli değişiklikler yaptıklarını ifade eden Alptemoçin, klasik üretim reçetelerinin yerine teklif dönemindeki maliyetleri referans alan bir analiz yöntemi benimsediklerini söyledi. “Bu sayede süreçlerdeki sapmaları net bir şekilde tespit ettik ve önemli bir optimizasyon sağladık” diyen Alptemoçin, faaliyet kârlılığında olumlu bir dönüşüm yaşandığını belirtti. “Bir süredir erimiş olan faaliyet kârında erimeyi durdurduk ve bunu pozitife çevirmeyi başardık. 2026 hedefimiz ise bu seviyeyi korumak ve geliştirmek” diye ekledi.

Alptemoçin, maliyet yönetiminde en kritik unsurların hammadde, işçilik ve dışarıdan alınan hizmetler olduğunu vurgulayarak, “Kur, enflasyon veya faiz oranları bizim kontrolümüzde değil. Yönetebildiğimiz üç alan var: hammadde, işçilik ve satın alma. Bu alanlarda en iyi performansı yakalamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Programın ikinci aşamasında satın alma süreçlerinin yeniden yapılandırıldığını belirten Alptemoçin, Avrupa ve Türkiye’deki bazı girdilerin maliyetinin arttığını, bu nedenle otomotiv standartlarını koruyarak alternatif tedarik kaynaklarına yöneldiklerini söyledi. Çin ve Hindistan gibi Uzak Doğu ülkelerinde yeni tedarikçi arayışına girdiklerini ifade eden Alptemoçin, “Kalite standartlarımızı karşılayan bazı ürünlerde Uzak Doğu menşeli alternatiflere geçtik. Geçemediğimiz alanlarda ise mevcut tedarikçilerle fiyat ve vade iyileştirmeleri yaptık” dedi. Ayrıca, fabrikalar arasındaki lojistik hareketleri azaltmak ve verimliliği artırmak amacıyla bazı makinelerin yerinin değiştirildiğini ve üretim planlamasında düzenlemeler yapıldığını kaydetti.

2026 yılına dair beklentilerini de paylaşan Alptemoçin, sektör genelinde adet bazlı güçlü bir büyüme beklemediklerini ifade etti. “2026’da ciro olarak 2025 seviyelerini koruyacağımızı öngörüyoruz. Ancak verimlilik çalışmaları sayesinde kârlılıkta iyileşme bekliyoruz” dedi. Bazı modellerin üretiminin sona ermesinin kısa vadede hacim açısından dezavantaj yaratabileceğini belirten Alptemoçin, Romanya ve Cezayir operasyonlarının yavaş da olsa büyüdüğünü ve yeni projeler aldıklarını aktardı.

Küresel otomotiv sektöründeki dönüşüme de değinen Alptemoçin, özellikle Çin’in yükselişinin sektördeki dengeleri köklü bir şekilde değiştirdiğini vurguladı. Çin’de üç haftalık saha incelemesi yaptığını anlatan Alptemoçin, “Pekin’den Hong Kong’a kadar birçok üreticiyi ziyaret ettim. Çin’in dijital ve teknolojik dönüşümünü yerinde gördüğümde, 30 yıldır bildiğimiz birçok ezberin değiştiğini fark ettim” dedi. Elektrikli araç teknolojilerinin otomotiv tedarik sanayisinde yeni mühendislik alanları doğurduğunu belirten Alptemoçin, araç içi akustik çözümlerin öneminin arttığını söyledi. Geleneksel motor titreşimlerinin yerini yüksek frekanslı elektrik motoru rezonansları ve lastik-yol etkileşiminden kaynaklanan düşük frekanslı seslerin aldığını ifade eden Alptemoçin, bu yeni akustik gereksinimlere yönelik ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırdıklarını aktardı.

Alptemoçin, Türk sanayicisinin artık tek üretim üssünün Türkiye olmasıyla yetinmemesi gerektiğini savundu. “Rekabet edebilmek için globalleşmek zorundayız. Endonezya, Amerika veya Kanada olabilir. Önemli olan maliyetlerin rekabetçi olduğu ve pazara yakınlık. Mühendislik, malzeme ve iş bilgimizin değer yaratacağı pazarlarda yer almak istiyoruz” diyen Alptemoçin, Türk firmalarının çok eksenli bir büyüme stratejisi geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin de küresel tedarik zincirleri üzerinde yeni maliyet baskıları yaratabileceğine dikkat çeken Alptemoçin, enerji ve lojistik maliyetlerinde artış beklediklerini dile getirerek, “Hürmüz Boğazı’ndan geçen sevkiyatlar, navlun fiyatları ve enerji maliyetleri artabilir. Bu durum ham madde fiyatlarına yansır. Eğer otomotiv üreticileri bu maliyet artışını fiyatlarına yansıtamazsa tedarik zincirinde kârlılık baskısı artar” değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu