Orta Doğu Riskleri Türkiye’nin Lojistik Gücünü Artırdı

Orta Doğu’daki savaşlar, Türkiye’nin lojistik sektöründeki rolünü güçlendirerek yeni fırsatlar sundu.

Orta Doğu’daki savaşın etkileri, bölgedeki güvenli ticaret yollarını değiştirmekte ve Türkiye’nin lojistik altyapısının önemini artırmaktadır. Savaşın yayılması, Türkiye’nin güney limanlarındaki yük trafiğini önemli ölçüde artırırken, diğer ülkelerdeki lojistik altyapısında meydana gelen hasarlar, yüklerin Türkiye’ye yönelmesine sebep oldu. Bu durum, bazı Türk limanlarında elleçlenen yük miktarının yüzde 30’a kadar yükselmesine yol açtı. Türkiye Liman İşletmecileri Derneği Başkanı Hamdi Erçelik, bu hareketliliğin Türkiye’nin güney limanlarına yönelik yatırımları hızlandırdığını belirterek, Mersin-İskenderun hattının bu süreçte öne çıktığını ifade etti. Erçelik, Türkiye’nin lojistik merkez olarak öneminin artacağına dair kısa ve orta vadeli beklentilerini dile getirdi.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, mevcut durumun karayolu taşımacılığında iki yönlü sonuçlar doğurduğunu belirtti. Güvenlik riskleri, sınır kapılarındaki kapanmalar ve konvoy uygulamaları gibi faktörlerin taşımacılığı zorlaştırdığını söyleyen Aras, öte yandan Hürmüz Boğazı ve bölgedeki deniz yollarındaki risklerin karayolu taşımacılığını Avrupa, Türkiye ve Körfez ülkeleri arasında hızlı bir alternatif haline getirdiğini vurguladı. Krizlerin deniz ve hava taşımacılığındaki maliyet ve riskleri artırması, Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan ve Türkiye-Irak-Körfez koridorlarının yeniden stratejik gündemin merkezine taşındığını ifade etti.

Aras, bu süreçte Türkiye’nin transit lojistikteki öneminin daha da belirgin hale geldiğini dile getirdi. Orta Doğu’daki gelişmelerin, diğer taşıma modlarına kıyasla Türkiye ve güzergah ülkelerine milli gelir kazandıracağını belirten Aras, normalleşme sürecinin hemen dengelenmeyeceğini, taşımacılık firmalarının güzergah planlamalarını yeniden yapmasının ve ticaretin güven oluşturmasının zaman alacağını kaydetti.

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümün Türkiye’yi alternatif üretim ve dağıtım merkezi arayışında olan uluslararası şirketler için daha cazip hale getirdiğini belirtti. Engin, şirketlerin tedarik kararlarını yalnızca maliyet üzerinden değil, aynı zamanda üretim ve dağıtım ağlarının dayanıklılığı, alternatif rotalara erişim, politik istikrar ve teslim süreleri gibi kriterlere göre de değerlendirdiğini ifade etti.

Jeopolitik riskler ve belirsizlikler, yatırımların yönünü ve niteliğini değiştiren önemli dinamikler arasında yer almaktadır. Bu dönemde birçok firma, kontrolsüz kapasite artışı yerine daha rasyonel ve odaklı adımlar atmayı tercih ediyor. Rhenus Lojistik Türkiye ve Orta Asya Direktörü Christoph Dullaert, küresel tedarik zincirlerinin karmaşık ve öngörülemez hale gelmesinin bu değişimin temelinde yattığını belirtti. Şirketlerin yalnızca daha fazla taşımak için değil, riskleri çeşitlendirmek ve kritik transit noktalar üzerinde kontrol sahibi olmak amacıyla yatırım yaptığını vurgulayan Dullaert, multimodal çözümlere ve süreçleri basitleştiren altyapılara yönelik taleplerin arttığını ifade etti. Türkiye’nin Latin Amerika ve Orta Koridor üzerinde büyümeyi hedeflediğini belirten Dullaert, özellikle küresel ticarette hızla ivmelenen yakın ülkelerdeki üretim ve tedarik süreçlerinin yatırım eğilimlerini şekillendirdiğini kaydetti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu