Avrupa’daki Sağcı Partiler, İsrail ile İlişkilerini Gözden Geçiriyor
Avrupa’daki sağcı partiler, genç seçmenlerin İsrail’e yönelik eleştirileri nedeniyle ilişkilerini sorgulamaya başladı.
Uluslararası politika uzmanı Shaiel Ben-Ephraim, Avrupa’daki aşırı sağcı partilerin son dönemde İsrail ve Avrupa Birliği dış politikasına dair önemli değişiklikler yaşadığını ifade etti. Genç seçmenlerin İsrail’e yönelik artan eleştirilerinin, sağcı partilerin bu ülkeye olan desteklerini sorgulamaya başladığını belirtti.
Ben-Ephraim, Bulgaristan’daki aşırı sağcı partinin, İsrail’in Gazze’deki eylemleri nedeniyle oy kaybettiğine dikkat çekerek, bu durumun Avrupa genelinde bir eğilim haline geldiğini vurguladı. Özellikle gençlerin, sosyal medyada yayılan antisemitizm söylemleri nedeniyle aşırı sağcı partilerin İsrail yanlısı tutumlarına karşı daha az hoşgörü gösterdiğini ifade etti.
Hollanda’daki Geert Wilders gibi geleneksel olarak İsrail yanlısı olan aşırı sağcı liderlerin bir anda değişmeyeceğini belirten Ben-Ephraim, dünya genelindeki gençlerin İsrail’e karşı giderek daha eleştirel bir tutum sergilediğini kaydetti. İsrail’in, Gazze, Lübnan ve İran’daki saldırıları ile bu bağlamda yükselen antisemitizm söylemlerinin, genç seçmenlerin aşırı sağcı partilere olan tutumunu olumsuz etkilediğini söyledi.
İsrail’in, Avrupa’daki aşırı sağcı partilerle ilişkilerini güçlendirmek için ciddi kaynaklar harcadığını belirten Ben-Ephraim, eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile kurulan güçlü bağların yanı sıra Fransa’da Marine Le Pen ile yapılan görüşmelere de dikkat çekti. Ancak, Avrupa’daki aşırı sağın uzun vadeli eğilimlerinin, dünya genelindeki gelişmelerle paralel olarak İsrail karşıtı bir çizgiye doğru evrildiğini ifade etti.
Ben-Ephraim, Netanyahu hükümetinin aşırı sağ ile ilişkilerine yatırım yapmaya devam ettiğini, ancak Avrupa’daki sağcı hükümetlerin müttefikleriyle bağlarını sürdüremediğini ve ABD ile ilişkilerinin de zayıfladığını vurguladı. Bu bağlamda, Netanyahu hükümetinin yalnızca İsrail’deki aşırı sağcı partilerle ilişkilerini güçlendirme konusunda biraz başarılı olduğunu belirtti.
İsrail’in Diaspora Bakanı Amichai Chikli’nin Avrupa’daki aşırı sağcı partilerle olan ilişkilerine olan tutkusunu eleştiren Ben-Ephraim, bu ilişkilerin sürdürülmesinin başarısızlık olarak kabul edilmesi durumunda dış politika açısından büyük bir yenilgi olacağını ifade etti. Ayrıca, geçmişte Nazi geçmişi olan partilerle görüşmek konusundaki tabuların tamamen ortadan kalktığını belirtti.
Ben-Ephraim, İsrail’in Avrupa’daki aşırı sağcı partilerle ilişkisini sürdürme çabalarının başarısız olmasına rağmen bu stratejiyi iki katına çıkaracağını, çünkü aksi takdirde yenilgiyi kabul etmiş sayılacağını söyledi. Avrupa’daki hükümetlerin İsrail ile olan ilişkilerinin karmaşık ve tereddütlü olduğunu ancak eğilimin net bir şekilde İsrail karşıtı yöne doğru ilerlediğini belirtti.
Özellikle genç Avrupalılar arasında İsrail aleyhine bir görüş eğiliminin devam etmesiyle birlikte aşırı sağcı partilerin kendilerini İsrail’den uzaklaştıracaklarını düşündüğünü ifade eden Ben-Ephraim, bu durumun Avrupa’daki sağcı partilerin seçim kaybetmeye başlamasıyla daha da belirginleşeceğini kaydetti. Ayrıca, İsrail’in bu duruma yanıt olarak daha ılımlı partilerle bağlarını güçlendirmeye çalışacağına dikkat çekti.




