Plansız Yatırımlar Un Sanayinde Milli Serveti Tehdit Ediyor
Un sanayinde plansız yatırımlar, milli serveti tehdit ediyor. Kamil Adem, atıl kapasite sorununa dikkat çekti.
Karadeniz Un Sanayicileri Derneği (KUSAD) Başkanı Kamil Adem, Türkiye’nin un sanayisinde karşılaşılan en büyük sorunun atıl kapasite olduğunu ifade etti. Adem, ülkede ihtiyaç duyulan un üretim miktarının yıllık 9-10 milyon ton olmasına rağmen toplam kapasitenin 35 milyon tona ulaştığını belirterek, bu durumun ciddi bir milli servet kaybına yol açtığını vurguladı.
Adem, mevcut yatırımların sektördeki sorunu daha da derinleştirdiğini dile getirerek, “Bugün Türkiye’de herkes istediği kapasiteyle ve istediği yerde fabrika kurabiliyor. Ancak yurtdışında belirli bir bölgede ihtiyaç varsa yatırım teşvik ediliyor, aksi takdirde izin verilmiyor. Ülkemizde ise çoğu zaman fizibilite çalışması yapılmadan yatırımlar devam ediyor” dedi.
Mevcut tesislerin ortalama yüzde 30 kapasiteyle çalıştığını belirten Adem, atıl durumdaki fabrikaların başka üretim alanlarına dönüştürülemediğine dikkat çekti. Adem, “Bu tesisler büyük bir kaynak israfına yol açarken, yeni fabrika yatırımları da hızla devam ediyor ve devlet buna sınırlama getirmiyor. İlginç olan, sektörden çıkanların yerini ‘gıdada her zaman iş var’ düşüncesiyle yeni yatırımcıların alması ve çoğunun kısa sürede pişman olması. Sonuç olarak kaybeden ülkemiz oluyor” şeklinde konuştu.
İhracatta Liderlik Sürmekte
Türkiye’nin un ihracatında dünya genelinde liderliğini koruduğunu ve 2026 yılında da bu konumunu sürdüreceğini öngördüğünü belirten Adem, ihracatta kaliteli ve katma değeri yüksek ürünlere yönelmenin önemine vurgu yaptı. Adem, dünya üzerindeki un pazarının savaş bölgelerinde daha güçlü olduğunu belirterek, “Savaş ortamı nedeniyle bu ülkelerde sağlıklı tarım yapılamıyor ve kendi sanayilerini kullanamıyorlar. Bu nedenle ihracat özellikle savaş bölgelerinde yoğunlaşıyor. Savaş sonrası toparlanmaya başlayan bölgelerde ise ihracat düşüyor. Örneğin, Irak pazarı neredeyse kapandı; kendi sanayilerini kurdular. Şu anda Suriye ve Afrika öne çıkıyor, ancak onlar da yavaş yavaş kendi üretim altyapılarını oluşturuyor. Un ihracatımızın düştüğü bölgelerde Türk girişimciler fabrika kuruyor veya mevcut fabrikaların ihracatı artıyor” dedi.
İthalat Politikası Sektörü Olumsuz Etkiledi
2024 yılında buğday ithalatının yasaklanmasının sektörde ciddi bir krize yol açtığını hatırlatan Kamil Adem, o dönemde firmaların büyük maliyet baskısı altında kaldığını belirtti. Adem, “Daha önce yurt dışından buğday alıp işleyerek unu ihraç ediyorduk. Sistem buna göre kurulmuştu. Ancak ithalat yasaklanınca iç piyasadan daha pahalı yerli buğday almak zorunda kaldık. 250 dolarlık ithal buğday yerine 500 dolarlık yerli buğday kullanmak zorunda kaldık ve aradaki farkı firmalar finanse etti. Bu sürdürülebilir değildi ve tüm sektör zora girdi. Mal veremeyince yabancı firmaların Türk şirketlere güveni sarsıldı. İthalatın yeniden serbest bırakılmasıyla piyasa toparlanmaya başladı. Ancak bu süreçte kaybettiğimiz boşluğu Rusya ve Mısır doldurdu. Şimdi kaybettiğimiz pazarı geri almak için çabalıyoruz. Yüzde 30’unu ancak geri alabildik. İthalatı bugün kapatıp yarın açmakla olmaz. Devletin bu tür ani müdahaleleri sektörleri zora sokuyor. Benzer bir durum beyaz ette de yaşandı ve orada da ciddi bir kriz meydana geldi” ifadelerini kullandı.




