ABD çimento pazarı antidamping tehdidiyle karşı karşıya
ABD çimento pazarı, Türkiye’ye yönelik antidamping davası ihtimaliyle karşı karşıya. Sektör, verginin yüzde 30-40’a çıkmasından endişe ediyor.
Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ender Şahin, sektörün küresel ticaretteki konumunu ve başta ABD olmak üzere önemli pazarlardaki gelişmeleri değerlendirdi. Klinker dahil yıllık 25 milyon tonluk ihracatla Türkiye’nin dünyanın en büyük çimento tedarikçisi olduğunu belirten Şahin, ABD’nin yaklaşık 10 yıldır sektörün en stratejik pazarı olduğunu söyledi.
Türkiye’nin ABD’ye yıllık 7-8 milyon ton çimento gönderdiğini aktaran Şahin, Amerikalı alıcıların Türk ürününü kalite ve lojistik avantajları nedeniyle tercih ettiğini ifade etti. Büyük gemilerin yüklenmesine uygun liman altyapısının da Türkiye’yi öne çıkardığını belirten Şahin, küresel lojistik hatlardaki sorunların bu avantajı daha da güçlendirdiğini kaydetti.
Şahin, Vietnam’dan ABD’ye ulaşan bir geminin yaklaşık 55 günde varabildiğini, Türkiye’den kalkan gemilerin ise 23 günde teslimat yapabildiğini söyledi. Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz çevresindeki gerilimlerin Vietnam ve Suudi Arabistan gibi rakip tedarikçileri güvenli rota açısından dezavantajlı hale getirdiğini belirten Şahin, daha önce Vietnam’dan alım yapan bazı Amerikalı müşterilerin Türkiye’ye dönmek istediğini aktardı.
Antidamping davası ihtimali sektörü endişelendiriyor
Olumlu ihracat görünümüne rağmen ABD’deki yerel üreticilerin Türkiye’ye karşı antidamping soruşturması başlatılması için girişimlerini artırdığını belirten Şahin, Türkiye’nin Çin’e uygulanan Section 301 kapsamına alınması yönünde de Washington’a baskı yapıldığını söyledi. Sektörün olası bir sürece karşı ABD Büyükelçiliğiyle temas halinde olduğunu ve Washington’da özel bir lobi şirketiyle çalışmaya başladığını kaydetti.
Şahin, şu anda Türkiye dahil ülkelere yüzde 12,5 oranında standart vergi uygulandığını, antidamping davası açılması ve Türkiye’nin damping yaptığı sonucuna varılması halinde oranın yüzde 30-40 seviyesine çıkabileceğini dile getirdi. Böyle bir durumda ihracatçıların ton başına fiyatı 20-30 dolar artırmak zorunda kalacağını belirten Şahin, bu artışın ABD’deki talebi ciddi biçimde zayıflatacağını ifade etti.
ABD’nin ithalata ihtiyaç duyduğunu, ancak yeni fabrika yatırımlarına lisans verilmemesinin yerel üreticilerle ithalat arasındaki gerilimi artırdığını söyleyen Şahin, olumsuz bir kararın Türkiye’nin en büyük pazarında ciddi krize yol açabileceği uyarısında bulundu. Mısır’ın aksine Türk sektörünün navlun veya ihracat desteği almadığını vurgulayan Şahin, olası davada Türkiye’nin haksız biçimde suçlanması halinde Dünya Ticaret Örgütü nezdindeki hukuki hakların kullanılacağını belirtti.
Suriye ve Libya’da talep yeniden canlanıyor
ABD’deki risklere karşın bölgesel pazarlarda hareketlilik yaşandığını aktaran Şahin, Suriye’nin Türkiye’nin en büyük ikinci çimento ihracat pazarı haline geldiğini söyledi. Ocak-ağustos döneminde karayoluyla Suriye’ye 2 milyon ton çimento gönderildiğini belirten Şahin, bu ürünlerin ağırlıklı olarak onarım çalışmalarında kullanıldığını ifade etti.
Bölgeye Orta Doğu’dan finansman sağlanması halinde Türk müteahhitlerinin köprü, baraj, hastane ve konut projelerinde görev almaya hazır olduğunu söyleyen Şahin, finansman sorununun çözülmesiyle çimentonun yanı sıra demir ve seramik gibi yapı malzemelerinde de Türkiye’den Suriye’ye yoğun bir akış beklediklerini kaydetti. Libya’da ise üç-dört yıllık durgunluğun ardından son altı ayda belirgin bir toparlanma başladığını, Türk müteahhitlerin dönüşüyle siparişlerin yeniden Türkiye’ye yöneldiğini aktardı.
Avrupa’daki karbon belirsizliği ihracatı etkiledi
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki belirsizliklerin de sektörü zorladığını belirten Şahin, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye için henüz akredite bir denetçi kuruluş belirlemediğini söyledi. Geriye dönük vergi riskiyle karşılaşmak istemeyen Avrupalı alıcıların uzun vadeli sözleşmelerden kaçındığını ifade eden Şahin, bu durumun Avrupa pazarındaki satışları geçen yıla göre yüzde 10-20 azalttığını bildirdi.
Şahin, Avrupa Komisyonu’nun uygulamayı tarife dışı bir engel olarak kullandığını savunarak, Avrupalı alıcıların kendi aralarındaki ticareti artırdığını ve Türkiye’den aldıkları miktarı düşürdüğünü söyledi.
Deprem bölgesindeki fabrikalar yeniden ihracata hazırlanıyor
İç piyasadaki talebin henüz istenen seviyeye ulaşmadığını belirten Şahin, deprem bölgesindeki konut projelerinde sona yaklaşılmasıyla fabrikaların ihracata yeniden yönelmeye başladığını aktardı. Bölgedeki tesislerin Türkiye’nin toplam çimento kapasitesinin yüzde 20’sini oluşturduğunu söyleyen Şahin, bu fabrikaların son üç yılda üretimlerini büyük ölçüde iç piyasaya ayırdığını ifade etti.
Şahin, kapasitenin hızlı biçimde dış pazarlara yönlendirilmemesi halinde Türkiye’nin rakip ülkelere pazar kaptırabileceği uyarısında bulundu.
Çimentonun konut maliyetindeki payı yüzde 3-4
Çimento fiyatlarındaki artışa yönelik eleştirileri de değerlendiren Şahin, üretim maliyetlerinin yıl başından bu yana önemli ölçüde yükseldiğini söyledi. Çimentonun temel girdilerinden ithal kömürün ton fiyatının 80 dolardan 140 dolara çıktığını ve yüzde 45 arttığını belirten Şahin, aynı dönemde çimento fiyatlarına yalnızca yüzde 10-11 oranında zam yansıtıldığını ifade etti.
Aradaki maliyet farkının şirketlerin kârından karşılandığını belirten Şahin, bir konut projesinde betonun daire maliyetine toplam etkisinin yüzde 3-4 ile sınırlı kaldığını söyledi. Konut fiyatlarındaki artışın yüzde 96’lık bölümünün demir, seramik, mutfak ve ince işçilik gibi diğer kalemlerden kaynaklandığını savundu.




