Suudi Arabistan ve BAE Arasındaki 3 Trilyon Dolarlık Rekabet
Suudi Arabistan ve BAE arasındaki jeopolitik rekabet, 3 trilyon dolarlık ekonomik etki yaratıyor. Küresel finans çevreleri endişeli.
Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki jeopolitik ve ekonomik rekabetin artması, küresel finans çevrelerinde kaygılara yol açıyor. Toplam varlık büyüklüğü 3 trilyon doları aşan bu iki ülkenin devlet varlık fonlarına yönelik uluslararası yatırım bankaları ve fon yöneticileri, olası bir ayrışmanın küresel sermaye akışları, enerji piyasaları ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini değerlendirmeye başladı.
Son dönemde Riyad ve Abu Dabi arasındaki liderlik mücadelesinin yoğunlaşması, yatırım kuruluşlarını olası ekonomik sonuçlara karşı hazırlık yapmaya yönlendirdi. Bloomberg’in haberine göre, Goldman Sachs, Morgan Stanley, BlackRock, Brookfield ve KKR gibi önde gelen finans kuruluşları, bu iki Körfez ülkesinin devlet varlık fonlarıyla olan ilişkilerini sürdürürken, olası bir ayrışmanın yaratabileceği riskleri de göz önünde bulunduruyor.
Riyad ile Abu Dabi arasında Yemen, Sudan, Afrika Boynuzu, İran politikası ve OPEC gibi birçok stratejik konuda görüş ayrılıklarının belirginleştiği ifade ediliyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılması, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdığı belirtiliyor.
Artan rekabetin ticari ilişkilere yansıdığına dikkat çeken haberde, son haftalarda bazı şirketlerin Suudi Arabistan’dan BAE’ye yapılan banka transferlerinde olağan dışı gecikmeler yaşadığı bildirildi. Ayrıca, BAE merkezli bazı şirketlerin Suudi Arabistan’da iş vizesi süreçlerinde çeşitli sorunlarla karşılaştığı ifade ediliyor. Bu gelişmeler üzerine çok uluslu şirketler, iki ülkeye yönelik lojistik planlarını birbirinden ayırmaya, mevcut sözleşmelerini gözden geçirmeye ve yerel ortaklıklarının olası risklerini analiz etmeye başladı.
Bloomberg’e göre, bazı uluslararası yatırım bankaları ve en az bir bölgesel hükümet, ekonomik rekabetin daha da sertleşmesi ihtimaline karşı iç değerlendirme süreçlerini başlattı. Finans kuruluşları, özellikle Körfez’deki yatırım akışları, sınır ötesi finansman işlemleri ve devlet varlık fonlarıyla yürütülen ortak projelerin nasıl etkileneceğine dair farklı senaryolar üzerinde çalışıyor.
Analistler, Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasının ardından üretim kapasitesini daha esnek bir şekilde artırabileceğine dikkat çekiyor. Bu durumun, küresel petrol piyasasında Suudi Arabistan ile fiyat rekabetini artırabileceği ve enerji piyasalarında yeni dalgalanmalara yol açabileceği değerlendiriliyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik risklerinin devam ettiği bir dönemde, Körfez içi kara taşımacılığının öneminin arttığı ve iki ülke arasındaki gerilimin bölgesel tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
Son yıllarda çok uluslu şirketlerin, Suudi Arabistan’ın kamu ihalelerine katılabilmek için bölgesel merkezlerini Riyad’a taşıma şartına uyum sağlarken, Abu Dabi’deki faaliyetlerini de sürdürmeye çalıştıkları belirtiliyor. Ancak, iki ülke arasındaki rekabetin bu dengeyi giderek zorlaştırdığı vurgulanıyor. Bazı yatırım fonlarına ise Suudi yatırımcılar tarafından yalnızca Suudi Arabistan odaklı yatırım yapmaları ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne doğrudan maruz kalmamaları yönünde yeni şartlar iletildiği aktarılıyor.
Bloomberg’in haberine göre, Körfez ülkelerini kapsayan anlaşmaların toplam değeri yılın ilk yarısında yaklaşık yüzde 200 artarak 300 milyar dolara ulaştı. Ancak, finans kuruluşları, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki gerilimin derinleşmesi halinde bu işlemlerden elde edilen gelirlerin de olumsuz etkilenebileceğini değerlendiriyor. Uzmanlar, 2017 yılında Katar’a uygulanan Körfez ambargosunun uluslararası finans sistemi üzerindeki etkilerini hatırlatarak, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki rekabetin derinleşmesi durumunda küresel yatırımcıların benzer risklerle karşılaşabileceği konusunda uyarıyor.




