ABD Yönetimi Fosil Yakıt Dönemini Uzatma Çabasında

ABD yönetiminin fosil yakıtlar üzerindeki politikaları, çevresel ve ekonomik riskleri artırıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerjiye geçişin önemine dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail’in İran ile Güney Lübnan’a yönelik askeri operasyonları, hem insani hem de çevresel açıdan ciddi sonuçlar doğuruyor. Uzmanlar, bu çatışmaların artmasının emisyonları artırabileceği ve içme suyu kaynaklarını tehdit edebileceği konusunda uyarıyor.

Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması, dünya petrolünün önemli bir kısmının taşındığı bu bölgedeki enerji maliyetlerini artırarak küresel ekonomiyi tehdit ediyor. Savaşın başlamasından bu yana, tüketiciler fosil yakıt şirketlerine 100 milyar dolardan fazla ödeme yaptı. ABD’de benzin fiyatları ise galon başına neredeyse 4 dolara yükseldi.

Dış İlişkiler Konseyi’nde enerji ve çevre uzmanı Alice Hill, Başkan Trump’ın fosil yakıtlar üzerindeki bahislerinin pek de iyi gitmediğini belirterek, “Bu durum, yeşil dönüşümün ülkenin uzun vadeli güvenliği açısından ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yenilenebilir enerjiye yatırım yapan ülkeler, bu süreçte daha avantajlı konumda olacak” dedi.

Bilim insanları, küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinden kaçınmak için fosil yakıt kullanımının acilen azaltılması gerektiğini defalarca vurguladı. Karbon emisyonları hala istenilen hızda düşmese de, rüzgar ve güneş enerjisi maliyetlerinin azalması, ülkeleri yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya yönlendiriyor.

Ancak Trump, fosil yakıt dönemini uzatmaya yönelik politikalar izlemeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde çevrecilere yönelik kullandığı “terörist” ifadesi, bu konudaki tutumunu net bir şekilde ortaya koydu. Trump, iklim krizini bir “aldatmaca” olarak nitelendirerek, ABD’nin daha fazla petrol ve gaz üretmesi gerektiğini savunuyor.

İran savaşının fosil yakıt odaklı doğası, Trump’ın İran petrolünün %90’ının işlendiği stratejik Harg Adası’nı hedef alma tehdidiyle daha da belirginleşiyor. Hill, “Başkan, Hürmüz Boğazı’nın yarattığı darboğazı aşmak için rüzgar ve güneş enerjisi gibi alternatifleri değerlendirmek yerine, bizi 20. yüzyılın enerji sistemlerine mahkum ediyor” ifadelerini kullandı.

Fosil yakıtlara olan bağımlılığın yarattığı tehlikeler, hem İran hem de ABD’de son dönemde daha görünür hale geldi. İran’daki petrol depolarına yönelik füze saldırıları, çevresel zarara yol açarken, ABD’deki rekor sıcak hava dalgalarının insan kaynaklı iklim kriziyle bağlantılı olduğu ortaya kondu. Ayrıca, bu ay Meksika Körfezi’nde meydana gelen bir petrol sızıntısı, geniş bir alana yayılarak ciddi çevre sorunlarına yol açtı.

Mart ayında Houston’da düzenlenen büyük bir petrol ve gaz endüstrisi konferansında, ABD Enerji Bakanı Chris Wright, üreticilere daha fazla sondaj yapmaları çağrısında bulundu. Konferans sırasında, Texas’taki bir petrol rafinerisinde meydana gelen patlama, çevresel risklerin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Trump yönetimi, temiz enerji projelerini engelleme çabalarına devam ediyor. Geçtiğimiz hafta, Fransız şirketi TotalEnergies’e yeni bir açık deniz rüzgar çiftliği kurma planından vazgeçmesi için 1 milyar dolarlık bir ödeme teklifinde bulundu. Ayrıca, Meksika Körfezi’nde daha fazla petrol ve gaz sondajı yapılabilmesi için deniz türlerine yönelik korumaların kaldırılması planlanıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu