Bakan Şimşek: Ekonomimiz Çoklu Şoklara Karşı Güçlü Durdu

Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisinin son iki yılda çoklu şoklara karşı gösterdiği direnci ve gelecekteki hedefleri hakkında bilgi verdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneli rakamlara düşürülmesi için maliye politikası ve yapısal reformlarla güçlü destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. Şimşek, “Şoklar karşısında önemli olan ilerlemektir. Bizim için gidişatın yönü önemlidir. Bu bağlamda, birkaç aylık bir gecikmeyle dezenflasyon sürecinin yeniden başlayacağını ve yoluna gireceğini düşünüyorum,” dedi.

İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Kuleleri Oditoryumu’nda Türkiye Bankalar Birliği’nin 69. Genel Kurul Toplantısı’nda konuşan Şimşek, bankacılık sektörü ve Türk ekonomisinin son yıllarda çoklu şoklara karşı dayanıklılığını kanıtladığını vurguladı. Uyguladıkları program sayesinde sağlıklı politikaların yanı sıra ekonomik tamponlar oluşturduklarını belirten Bakan, “Fiyat istikrarı bizim için kritik bir öneme sahip. Nihai hedefimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme ve bu büyümeyi adil bir şekilde dağıtmaktır. Fiyat istikrarı bu hedefe ulaşmada en önemli unsurdur,” diye ekledi.

Politika önceliklerinin yaşanan gelişmelere göre değişmediğini belirten Şimşek, “Fiyat istikrarı programın temelini oluşturuyor. Mali disiplinin sürdürülmesinde önemli mesafe katettik. Bugün mali disiplinle ilgili bir endişemiz yok. Deprem harcamalarına rağmen mali disiplini güçlü bir şekilde tesis ettik. Şimdi bunun devamı önemli,” dedi.

Şimşek, cari açığın Türkiye için tarihsel olarak bir kırılganlık kaynağı olduğunu ifade ederek, son yıllarda cari açıkta yapısal bir iyileşme yaşandığını, bunun geçici değil kalıcı olduğunu belirtti. Fiyat istikrarının sağlanması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir cari dengenin sağlanmasında yapısal dönüşümün kritik olduğunu vurgulayan Bakan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetinin önceliklerinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, şokların dünyanın yeni normali haline geldiğini belirterek, fiyat istikrarına yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indirmek için maliye politikası ve yapısal reformlarla destek vermeye devam edeceğiz. Biraz gecikmeli de olsa bunu başaracağımıza inanıyorum. Şoklar dönem dönem gecikmelere yol açabilir, ancak bu şoklar kontrolümüzde değil. Önemli olan ilerlemektir. Mükemmeliyetçilik, ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Bizim için gidişatın yönü önemlidir. Bu bağlamda, birkaç aylık bir gecikmeyle dezenflasyon süreci yeniden başlayacak ve yoluna girecektir.”

Şimşek, AK Parti hükümetlerinin en büyük başarısının ekonomide bütçe disiplini olduğunu vurguladı. 2002 öncesinde yüksek seyreden bütçe açığı oranının AK Parti döneminde ortalama yüzde 3 civarında olduğunu belirtti. Geçen yıl bütçe açığının deprem kaynaklı yüksek harcamalara rağmen milli gelirin yüzde 3’ünün altına gerilemesinin Türkiye ekonomisinin güçlü yönünü ortaya koyduğunu ifade etti.

ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında enerji fiyatlarında yaşanan sert artışın vatandaşlara yansımaması için eşel mobil sistemini devreye aldıklarını belirten Şimşek, bunun bütçede oluşturulan mali alan sayesinde mümkün olduğunu vurguladı. “Son 3 ayda akaryakıtta ÖTV’yi neredeyse sıfırlamamıza rağmen bu yıl bütçe açığı hedeflerini tutturacağız. Bu konuda endişeniz olmasın. Milli gelire oranla yüzde 3,5 bütçe açığı hedefimiz var. Eşel mobil olmasa hedeflerin çok ötesinde bir başarı elde edeceğiz,” dedi.

Uzun vadede cari açığın milli gelire oranının yüzde 3,3 olduğunu hatırlatan Şimşek, “Yılı yüzde 3 veya altında cari açıkla kapatabiliriz. Bu nedenle makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok,” diye konuştu. 2026 başından itibaren dış ticaret açığında ciddi bir bozulma olmadığını vurgulayan Bakan, doğru politika tepkisini verdiklerini ve büyük petrol şokuna rağmen dış ticaret açığındaki bozulmanın 1,5 milyar doların altında kaldığını belirtti.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin yıllık brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranının uzun vadeli ortalamasının yüzde 20 olduğunu belirterek, bu yıl savaş olmasaydı bu oranın yüzde 15’in altına düşeceğini ifade etti. Savaş nedeniyle bu oranın yüzde 17 olarak gerçekleşeceğini öngördüklerini belirten Bakan, “Bu son derece yönetilebilir bir seviyedir. Uzun yıllar boyunca milli gelirin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık gelen brüt dış finansman ihtiyacını yönetmiş bir ülke, yüzde 17’lik bir oranı rahat yönetir,” dedi.

Rezervlerde yaşanan iyileşmeye de dikkat çeken Şimşek, savaşın etkisiyle bir miktar çıkışlar olduğunu belirtti. “Rezervlerin önemli bir kısmı altın cinsindendir. Bu dönemde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Savaş sonrası dönemde rezervdeki düşüşün neredeyse yüzde 40’ı altın fiyat değişiminden kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçmiş şoklara oranla burada da endişeye mahal yok,” diye ekledi.

Son dönemde reel karlılıkta bir miktar düşüş yaşandığını ancak bunun geçici olduğunu ifade eden Şimşek, bankacılık sektörünün önünde büyük fırsatlar olduğunu belirtti. Kredilerde KOBİ’lerin payının son dönemde arttığını kaydeden Bakan, KOBİ’lerin toplam krediler içindeki payının yüzde 27’ye yükseldiğini, ihracat kredilerinin payının ise yüzde 11’in üzerine çıktığını belirtti.

Bakan Şimşek, hane halkının döviz talebini artırmak yerine piyasaya döviz arz ettiğine dikkat çekerek, “Hane halkı savaşın başından bu yana nette 1,8 milyar dolar döviz sattı. Bu tablo, vatandaşlarımızın makro finansal istikrarın devamına olan inancını açıkça ortaya koyuyor,” dedi. Öncelik verdikleri dönüşüm alanlarına değinen Şimşek, sanayide dönüşümün kritik olduğunu vurguladı.

Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve hayata geçirilen son uygulamalardan bahsederek, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik getirdikleri istisnaları ve teşvikleri anlattı. “Transit ticarette kurumlar vergisi istisnası getirdik. Türkiye’yi bu alanda rekabetçi ticaret merkezleriyle vergi açısından rekabet edebilir bir noktaya taşıdık. Bundan daha güçlü bir teşvik olamaz,” dedi.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin küresel katma değer zincirlerinde daha üst basamaklara taşınması için daha nitelikli üretim, daha yüksek verimlilik ve daha kaliteli istihdamla refahı kalıcı olarak artıracak bir program uyguladıklarını belirtti. Bu programın yalnızca para politikasından ibaret olmadığını, çok daha kapsamlı bir dönüşüm perspektifine dayandığını ifade etti.

Son olarak, Türkiye’nin ulaşım koridorları ve enerji alanında önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Şimşek, “Gerçekten büyük bir potansiyelimiz var. Bu bir teorik potansiyel değil, bunu hayata geçiriyoruz. Dönüşüm başlamış durumda. Sadece konuşmuyoruz, büyük bir ilerleme var. Bu süreçlere destek vermeye devam edeceksiniz ve hep birlikte sürdürülebilir yüksek büyümeye doğru yol alacağız,” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu