ABD’nin Ekonomik Taarruzu: Altın ve Yuan Üzerindeki Etkiler

ABD’nin ekonomik taarruzu, altın ve yuan üzerindeki etkileriyle küresel piyasaları sarstı. Uzmanlar, güç savaşının sonuçlarını değerlendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırımlarla başlattığı ekonomik taarruz, küresel piyasalarda önemli dalgalanmalara yol açtı. Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalında yayımlanan Paranın İzinde programında değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Hakan Bektaş, dolara olan güvenin azalmasıyla birlikte altının en güvenli sığınak olarak öne çıktığını ve ABD-Çin arasındaki güç savaşının derinleştiğini ifade etti.

Küresel piyasalarda ABD tahvil faizlerindeki dalgalanmalar ve ekonomi yönetimindeki belirsizlikler dikkatle izleniyor. Uzun vadeli tahvil faizlerinde yaşanan hızlı artışın ardından ABD Hazinesi’nin müdahalesiyle faizlerde kısmi bir düşüş gözlemlense de tahvillerin hassasiyeti devam ediyor. Bu süreçte, altın fiyatlarının son aylarda en yüksek seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Doç. Dr. Bektaş, ABD Merkez Bankası (Fed) ile piyasa katılımcıları arasında ciddi bir iletişim sorunu yaşandığını belirtti. Fed’in yönlendirmelerindeki belirsizlik, ABD ve Japonya’nın Japon yenine yönelik ortak müdahalesi ve tahvil alım işlemlerinin ani değişimleri, piyasalarda önemli bir belirsizlik yarattı. Bu durum, hem Fed hem de Hazine Bakanlığı’ndaki öngörülemezliğin ABD dolarına ve ekonomisine olan güveni azalttığını vurguladı. Bektaş, bu güvensizliğin tahvil faizlerini yukarıda tutarken, altını en güvenilir ‘güvenli sığınak’ haline getirdiğini dile getirdi.

Ekonomik Taarruz ve Çin’in Yaptırımlar Altındaki Durumu

Küresel finansal dalgalanmaların arkasında büyük bir jeopolitik güç savaşı olduğuna dikkat çekildi. ABD Hazine Bakanı’nın, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Normandiya Çıkartması’na atıfta bulunarak İran’a karşı yaptırımlarla bir ‘D-Day’ (Ekonomik Taarruz) başlatılacağını açıklaması, gerilimi artırdı. Bu yaptırımların İran ile işlem yapan üçüncü ülkelere de zarar vereceği belirtildi ve en büyük enerji ithalatçısının Çin olduğu hatırlatıldı.

Doç. Dr. Bektaş, bu gelişmelerin küresel makro perspektiften değerlendirilmesi gerektiğini savundu. ABD’nin hegemon güç olma konumuna karşılık, Çin’in yapay zeka ve ticaret gibi alanlarda rekabet ettiğini ifade eden Bektaş, Çin Merkez Bankası’nın (PBoC) bu süreçte fiziksel altın alımlarını artırdığını aktardı. Çin’in ayrıca Afrika ve diğer bölgelerle yaptığı ticarette kendi para birimi yuanın kullanılmasını şart koştuğunu belirten Bektaş, Pekin yönetiminin bu yuanların istendiği an Çin’de fiziksel altına dönüştürülebileceğine dair güvence verdiğini vurguladı.

Güç Savaşının Tüketici Üzerindeki Etkileri

ABD ve Çin arasındaki örtük rekabetin, Ukrayna-Rusya savaşı ve İran meselesinde de kendini gösterdiği ifade edildi. ABD’nin Ukrayna’ya açık destek verirken, Çin’in Rusya’ya örtük bir destek sağladığı belirtildi. Doç. Dr. Bektaş, ABD ile İran arasındaki gerilimde de bu iki büyük gücün karşı karşıya geldiğini söyledi.

Bektaş, bu büyük güç savaşlarının ve küresel gerilimlerin faturasının en nihayetinde doğrudan tüketicilere kesildiğini vurguladı. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artışların birbirini besleyerek kalıcı hale gelmesinin küresel bütçeleri zorladığını belirten Bektaş, bu durumun insanların refah seviyesinin azalmasına yol açan tehlikeli bir süreci tetiklediği konusunda uyardı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu