Fed ve BoJ faiz beklentileri piyasaları yeniden geriyor

UBS, Fed ve BoJ faiz beklentileri güçlenirken dolar yerine yüksek carry getirisi ve sağlam mali yapıya sahip para birimlerinin öne çıktığını bildirdi.

İsviçre merkezli UBS, finans piyasalarında hem ABD Merkez Bankası’nın (Fed) hem de Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz politikasına ilişkin beklentilerin daha şahin bir görünüm kazandığını bildirdi. Bankaya göre, BoJ’un eylül ayında faiz artırabileceği yönündeki fiyatlamalar güçlenirken, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın Jackson Hole toplantısındaki mesajları da ABD’de daha sıkı para politikası ihtimalini gündeme taşıdı.

UBS, Fed ve BoJ faiz beklentileri doğrultusunda normal koşullarda dolar ile yenin destek bulabileceğine işaret etti. Ancak tahvil getirileri ve döviz kurları arasındaki ilişkinin son dönemde geleneksel kalıplardan uzaklaştığı belirtildi. ABD Hazine tahvili getirileri yüksek seviyelerde kalmasına rağmen DXY dolar endeksinin temmuz sonundan bu yana gerilemesi, bu ayrışmanın örneklerinden biri olarak gösterildi. Japon devlet tahvili getirileri birkaç yılın zirvesine çıkarken USD/JPY paritesinin 160 seviyesine yakın seyretmesi de dikkat çekti.

Yatırımcılar getirinin niteliğini sorguluyor

UBS’e göre piyasalardaki ayrışmanın temelinde, yatırımcıların yalnızca yüksek getiriye değil, bu getirinin hangi ekonomik koşullardan kaynaklandığına da önem vermesi bulunuyor. Sağlam mali dengelere, öngörülebilir politika çerçevesine ve cazip taşıma getirisine sahip varlıklar yatırımcıların ilgisini koruyor.

Buna karşılık, kamu maliyesinin sürdürülebilirliği konusunda soru işareti oluşturan veya yüksek getiriyi artan borçlanma ihtiyacına borçlu olan para birimleri eskisi kadar destek bulamıyor.

UBS’in temel senaryosu, Fed’in yıl sonuna kadar faiz oranlarını mevcut seviyesinde tutması yönünde. Banka, iş gücü piyasası ve imalat sektöründen gelen verilerin henüz yeni bir sıkılaştırmayı zorunlu kılacak güçte olmadığını değerlendirdi.

Yine de Fed’e ilişkin risklerin dengelendiği belirtildi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, arz kaynaklı baskıların sürmesi ve enflasyonun beklenenden daha kalıcı hale gelmesi, ABD Merkez Bankası’nın daha şahin bir tutum benimsemesine yol açabilecek başlıca unsurlar arasında sıralandı.

Eylül toplantısında faiz artırımı ihtimaline yönelik fiyatlamaların son günlerde belirgin biçimde yükseldiği kaydedildi. UBS, cuma günü açıklanacak istihdam verisiyle gelecek hafta yayımlanacak enflasyon rakamlarının piyasa yönü açısından belirleyici olacağını bildirdi. Enflasyonun ılımlı kalması halinde faiz artışı beklentileri zayıflayabilir. Buna karşılık güçlü enflasyon verisinin dirençli istihdam göstergeleriyle birleşmesi, faizlerin daha uzun süre yüksek tutulması ve yeni bir artış ihtimalini güçlendirebilir.

Yüksek taşıma getirisi sunan para birimleri öne çıkıyor

UBS, doların ılımlı değer kaybettiği bir ortamda, yüksek taşıma getirisi ile güçlü mali temelleri bir arada sunan para birimlerinin avantajlı konumunu koruduğunu belirtti. Banka, Norveç kronu ve Yeni Zelanda dolarına ilişkin olumlu görüşünü sürdürürken İngiliz sterlini ile Çin yuanını da cazip para birimleri arasında değerlendirdi.

Norveç kronunu destekleyen unsurlar arasında ülkenin G10 ekonomileri içindeki yüksek faiz oranlarından birine sahip olması ve net enerji ihracatçısı konumu öne çıktı. Enerji piyasalarının sıkı kalması durumunda yüksek petrol fiyatlarının krona kısa vadede ek destek verebileceği ifade edildi.

Yeni Zelanda dolarının ise Merkez Bankası’nın eylül kararının ardından daha kademeli bir politika sürecinin fiyatlanmasına rağmen, ek sıkılaştırma beklentilerinden destek aldığı belirtildi. Sterlin açısından İngiltere varlıklarına yönelik güvenin artması, mali açıdan daha güvenilir bir siyasi ortam ve yatırımcıların yüksek kısa pozisyonlarını kapatma ihtimali olumlu faktörler olarak gösterildi.

Çin yuanında devam eden ticaret fazlası ve Çin Merkez Bankası’nın kademeli değerlenmeye tolerans göstermesi destekleyici unsurlar arasında yer aldı. Doların yeniden geniş kapsamlı bir zayıflama sürecine girmesi halinde yuanın bundan yararlanabileceği kaydedildi.

UBS’ten portföy çeşitlendirmesi önerisi

UBS, yatırımcıların yalnızca en yüksek getiriyi sunan para birimlerine yönelmek yerine, bu getirilerin altında yatan mali ve ekonomik koşulları da değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Banka, aşırı yoğunlaşmış dolar pozisyonlarının azaltılmasının portföy çeşitlendirmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Kur piyasasında Norveç kronu ve Yeni Zelanda doları gibi cazip taşıma getirisiyle sağlam mali temelleri birleştiren para birimleri tercih edilirken, sterlin ve yuanın da olumlu görünümünü koruduğu ifade edildi. UBS ayrıca, Fed’in sıkılaşma beklentilerinin gerilemesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın yeni bir faiz artışına gitmesi halinde genel dolar zayıflığının EUR/USD paritesini zaman içinde 1,18-1,20 aralığına taşıyabilecek bir zemin oluşturabileceği öngörüsünü paylaştı.

Bankaya göre önümüzdeki istihdam ve enflasyon verileri, piyasalardaki şahin fiyatlamanın ekonomik koşullarla ne ölçüde örtüştüğünü gösterecek. UBS, tahvil ve döviz piyasalarında oynaklığın artması nedeniyle yatırımcıların daha dengeli, çeşitlendirilmiş ve risk yönetimini merkeze alan portföyler oluşturmasını önerdi.

Raporda döviz dağılımının uzun vadeli harcama ve yatırım ihtiyaçlarına göre gözden geçirilmesi, yüksek dolar ağırlığının azaltılması ve portföylerin yeniden dengelenmesi tavsiye edildi. Kısa ve orta vadeli devlet tahvillerinin gelir yaratma ve çeşitlendirme açısından kullanılabileceği, likiditenin ise vadeli mevduat, mevduat sertifikaları, farklı sabit getirili araçlar ve seçilmiş yapılandırılmış stratejiler arasında dağıtılabileceği belirtildi.

UBS, merkez bankalarının güçlü talebinden destek alan altının da portföylerde stratejik bir varlık olarak tutulması gerektiğini vurguladı. Altının, para birimlerindeki değer kayıplarına ve ABD’nin mali görünümüne ilişkin baskılara karşı koruma sağlayabileceği ifade edildi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu