Deniz Taşımacılığında Hukuki Destek İhtiyacı Artıyor
Artan jeopolitik gerilimler ve kazalar, deniz taşımacılığında hukuki desteği zorunlu kılıyor.
Türkiye, deniz taşımacılığı alanında dünya sıralamasında ilk 10’a girerken, artan jeopolitik gerilimler ve deniz kazalarının etkisiyle armatörlerden lojistik firmalarına kadar tüm paydaşlar için hukuki destek ihtiyacı giderek önem kazanıyor. Avukat Seda Yılmaz, bölgesel çatışmalar, doğal afetler ve salgınlar gibi durumların mücbir sebep olarak kabul edilmesine rağmen, tüm paydaşların zararların karşılanmasında sorumluluk taşıdığını vurguladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verilerine göre, bin groston ve üzeri Türk sahipli deniz ticaret filosu, 53,1 milyon detveyt kapasitesiyle dünya sıralamasında 10. sıraya yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, geçen yıl deniz yoluyla taşınan ihracat yükü yüzde 5,2 artarak 153 milyar 816 milyon dolara ulaştı. İhracatın yüzde 56,3’ü deniz yoluyla taşınırken, bu alandaki hukuki destek ihtiyacı da artış gösteriyor.
Türkiye’nin denizcilikteki gelişimini değerlendiren Avukat Seda Yılmaz, “Filomuzun büyümesi, uluslararası alanda daha fazla yer edinmeyi sağlıyor ancak denizcilik, kazançlı olduğu kadar riskli bir sektör” dedi.
Yılmaz, deniz kazaları, yangınlar, korsan saldırıları ve savaş risklerinin milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtığını belirterek, “Son uluslararası istatistiklere göre, küresel deniz kazalarının 2024’te yüzde 10 artarak 3.310’a ulaşması bekleniyor. 2025 yılında korsan saldırılarının da yüzde 18 artışla 137’ye çıkacağı öngörülüyor” dedi.
ABD/İsrail-İran çatışması ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Yılmaz, “Orta Doğu’daki sıcak çatışma bölgelerinde seyreden gemilerin sigorta poliçelerindeki özel şartlar ve ‘savaş riskleri’ klozlarının doğru yönetilmesi büyük önem taşıyor. Çatışma dönemlerinde bölgeden geçecek tankerler için sağlanan teminatlar kapsam dışı bırakılabiliyor veya ek prim karşılığında yeniden düzenlenebiliyor. Hasar ve kazalarda sorumluluk paylaşımı, mücbir sebep değerlendirmesi, sigorta tazminatları ve dava süreçleri uluslararası hukuk desteğini ve öngörülebilir sözleşmeleri zorunlu kılıyor” şeklinde konuştu.
Yılmaz, hasar durumlarında hızlı müdahalenin önemine de dikkat çekti. Hasarın tespiti için gemi veya limanda yapılacak rapor ve bildirimlerin zaman kaybetmeden gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Tüm tarafların risklere ne kadar hazır olduğu, sorumluluğun hafiflemesi açısından belirleyici olabiliyor. Mücbir sebep durumunda zararı önleme tedbirlerinin ve alternatif planların devreye girmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.




