Şeker pancarı sektöründe hasat öncesi kritik uyarılar

Şeker pancarı üreticisi fiyat açıklamasını beklerken, sektör temsilcileri düşük şeker fiyatları, artan maliyetler ve tatlandırıcı baskısına dikkat çekti.

Şeker pancarı hasadı yaklaşırken üreticiler alım fiyatının açıklanmasını bekliyor. Artan girdi maliyetleri nedeniyle bu yıl ton başına 4 bin liralık fiyat beklentisi öne çıkarken, sektör temsilcileri şeker fiyatlarının uzun süredir gıda enflasyonunu sınırlamak amacıyla baskılandığını belirtiyor. Üreticiler, maliyetlerin altında kalan fiyatların pancar çiftçisini ve fabrikaları zor durumda bırakabileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de şeker fabrikalarının kurulmasının ve yerli şeker üretiminin başlamasının üzerinden bir asır geçti. Ancak sektör, bu tarihi birikime rağmen fiyatlama, finansman, üretim maliyetleri ve alternatif tatlandırıcılar konusunda çözüm bekleyen sorunlarla karşı karşıya.

PanFest uygulamalı fuar modeliyle dikkat çekti

Kayseri Şeker’in daha önce tohum, gübre ve bitki koruma ürünü firmalarıyla pancar üreticilerini buluşturduğu küçük ölçekli etkinlikler, iki yıl önce PanFest adıyla daha kapsamlı bir organizasyona dönüştürüldü. Kapalı salon fuarlarından farklı olarak açık alanda ve uygulamalı biçimde düzenlenen etkinlikte, firmalara ayrılan parsellerde şeker pancarı yetiştiriliyor.

Fuara gelen çiftçiler, farklı tohumların gelişimini, gübreleme ve bitki koruma uygulamalarının sonuçlarını tarlada gözlemleyebiliyor. Traktörler, ekim ve söküm araçları ile hasat makineleri de sahada çalıştırılarak üreticilere uygulamalı olarak tanıtılıyor.

İlki 2024’te düzenlenen PanFest’in ikinci buluşması, 1-3 Eylül 2026 tarihlerinde “İklim Değişikliği Çağında Stratejik Ürün: Şeker” temasıyla gerçekleştirildi. Kayseri Şeker ile iş birliği yapan Agro TV, etkinlikteki konuşmaları canlı yayınlarken, üç gün boyunca alandan yaptığı yayınlarla sektör gündemini izleyicilere aktardı.

Üreticinin gözü alım fiyatında

20 Haziran 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 7584 sayılı Torba Kanun ile şeker pancarı ve şeker fiyatlarının sektör tarafından belirlenmesine yönelik düzenleme yapılmasına rağmen, üreticiler fiyatın devlet tarafından açıklanmasını bekliyor.

Şeker pancarı alım fiyatı ton başına 2020’de 336 lira, 2021’de 420 lira, 2022’de 1.400 lira, 2023’te 1.750 lira ve 2024’te 2.375 lira olarak açıklanmıştı. 2025 fiyatı ise kota primi dahil 3.100 lira seviyesinde gerçekleşti. Girdi maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle çiftçinin bu sezonki beklentisi 4 bin lira olarak ifade ediliyor.

Fabrika ve üretici temsilcileri, alım fiyatının yalnızca çiftçinin maliyetlerini karşılayacak seviyede kalmaması, aynı zamanda şeker fabrikalarının faaliyetlerini sürdürebileceği bir fiyatlama anlayışıyla belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

TÜİK verilerine göre şeker fiyatı ağustosta aylık bazda yüzde 1,91, yıllık bazda ise yüzde 14,82 arttı. Aynı dönemde yıllık enflasyonun yüzde 31,51 olması, şekerdeki artışın genel fiyat yükselişinin gerisinde kaldığını gösterdi. Sektör temsilcileri, bu baskının devam etmesi halinde fabrikaların zarar ederek üretim yapamaz duruma gelebileceğini belirtiyor.

Gençlerin tarımda tutulması gerekiyor

Kayseri Şeker Ar-Ge Genel Müdür Yardımcısı Oğuzhan Ulu, sektörün iklim değişikliği, yükselen maliyetler, su kaynaklarındaki azalma ve tüketim alışkanlıklarındaki değişim gibi başlıklarla mücadele ettiğini söyledi. Ulu, bu sorunların yanında üretimin gelecekte kimler tarafından sürdürüleceği sorusunun da önem taşıdığını vurguladı.

Ulu’nun aktardığı Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre, ortalama çiftçi yaşı 15 yıl önce 53 iken bugün 59’a yükseldi. Çiftçilerin toplam nüfus içindeki payı da aynı dönemde yüzde 3,1’den yüzde 2,7’ye geriledi. Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının üretimin devamlılığı açısından risk oluşturduğunu belirten Ulu, tarımın bilim, teknoloji ve inovasyonla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay da şeker pancarı üretiminin sürdürülebilirliğinin çiftçiye verilen destekle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Akay, Türkiye’de sözleşmeli ve kotalı üretim sisteminin uygulandığı başlıca ürünlerden biri olan şeker pancarının, aynı zamanda stratejik niteliğe sahip olduğunu belirtti.

Akay’a göre pancar çiftçisinin üretime devam edebilmesi için kooperatiflerin ve fabrikaların mali açıdan güçlü olması gerekiyor. Şeker fiyatının, nişasta bazlı şeker ve kimyasal tatlandırıcıların oluşturduğu rekabet nedeniyle baskılanmasının fabrikaların destek kapasitesini de zayıflattığını savunan Akay, maliyetleri dikkate alan makul bir fiyatlama yapılması gerektiğini dile getirdi.

Yüksek faiz ve finansman yükü fabrikaları zorluyor

Şeker fabrikalarının çiftçiye tohum, gübre, ilaç, mazot, sulama ve işçilik gibi kalemlerde erken ödeme ve nakdi avans sağladığını belirten Akay, bu ödemelerin çiftçiye faizsiz sunulduğunu söyledi. Fabrikaların ise şeker satışlarının geciktiği dönemlerde bu finansmanı yüksek faizli banka kredileriyle karşılamak zorunda kaldığını aktardı.

Faizlerin yüzde 40 ila yüzde 50 seviyelerine çıkmasının yükü ağırlaştırdığını belirten Akay, geçmişte yüzde 10-12 düzeyindeki faizlerin daha kolay yönetilebildiğini, mevcut koşullarda ise yatırım ve üretim finansmanının sürdürülebilirliğinin zorlaştığını ifade etti.

Akay, kamu kuruluşu TÜRKŞEKER’in zararlarının kamu kaynaklarıyla karşılanabildiğini, kooperatifler ve özel fabrikaların ise uzun süre zarar taşıma imkânının bulunmadığını söyledi. Şeker fabrikalarının kamu yararına üretim yaptığını belirten Akay, sektörün kalıcı biçimde desteklenmesi için geçici çözümler yerine köklü bir finansman ve fiyatlama modeli oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Tatlandırıcı ithalatı ve denetim çağrısı

PanFest 2026’da öne çıkan konulardan biri de nişasta bazlı şekerler ile yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların sektördeki etkisi oldu. Pancar Şekeri Üreticileri Derneği Başkanı Orhan Can, pancardan şeker üretiminin yalnızca nihai üründen ibaret olmadığını, melas ve küspe gibi yan ürünlerle maya, yem, alkol ve hayvancılık sektörlerine de katkı sağladığını belirtti.

Can, TÜİK verilerine göre 2025’te yaklaşık 6,8 ton yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithal edildiğini ve bunun pancar şekeri karşılığının 750 bin ila 800 bin ton olduğunu söyledi. Bu miktarın Konya Şeker ve Kayseri Şeker gibi iki büyük kuruluşun üretimine denk bir rekabet oluşturduğunu savunan Can, nişasta bazlı şeker konusunda alınan önlemlerin denetimle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Pancar üretiminin sona ermesinin Anadolu tarımı üzerinde geniş kapsamlı sonuçlar doğuracağını belirten Can, fabrikalarda üretimin durmasının istihdamdan yan ürünleri kullanan sektörlere kadar çok sayıda alanı etkileyeceğini söyledi. Can ayrıca tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin içeriği ve kullanılan hammaddeler hakkında açık biçimde bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sektör temsilcileri, şeker pancarı üreticisinin korunması, fabrikaların finansman yükünün azaltılması, şeker fiyatında maliyet esaslı bir yaklaşım benimsenmesi ve alternatif tatlandırıcıların etkin biçimde denetlenmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Bu adımların atılmaması halinde pancar üreticileri, kooperatifler ve şeker fabrikalarının daha ağır bir krizle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu