Asansör Sektörü 2026’ya Afrika ve Türk Cumhuriyetleri ile Giriyor
Asansör sektörü, 2026’ya yeni pazarlarla girerken Afrika ve Türk cumhuriyetlerine odaklanıyor.
Nurdoğan A. ERGÜN
Türkiye’nin asansör sektörü, 2025 yılını 400 milyon euro ihracatla kapatırken, 2026 yılına yeni stratejilerle adım atıyor. Sektör, özellikle Suriye pazarında büyüme fırsatları görürken, Afrika ve Türk cumhuriyetleri de hedef pazarlar arasında yer alıyor. Komponent üretiminde dünya genelinde Çin’in ardından İtalya ve İspanya ile rekabet eden Türkiye, sektörde 3 binden fazla firma ile faaliyet gösteriyor ve bu firmaların yüzde 85’i montaj alanında çalışıyor.
Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği’nin (AYSAD) eski başkanı Oğuzhan Bulgurluoğlu, Rusya’daki ambargo ve İran’daki savaşın sektörde yarattığı olumsuzluklara rağmen, Suriye ve Afrika’ya yönelik hamlelerle Türkiye’nin küresel rekabet gücünü koruyacağına inandığını belirtti. Maliyet baskıları ve iç piyasadaki durgunluğa rağmen, Türkiye’nin asansör üretiminde dünya devleriyle rekabet etmeye devam ettiğini vurgulayan Bulgurluoğlu, “Rusya ve İran’daki satışların düşmesine rağmen, Orta Asya, Türk cumhuriyetleri, Avrupa ve özellikle Kuzey ile Orta Afrika’da önemli başarılar elde ettik,” dedi. Ayrıca, Suudi Arabistan, Katar ve BAE gibi ülkelerin de Türk üreticiler için büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti.
Bulgurluoğlu, Suriye’nin yeniden inşa sürecinin başlamasıyla birlikte 2026 ve sonrasında bu ülkenin en büyük pazar olacağını öngördüğünü de sözlerine ekledi. Türkiye’de asansör üretiminin büyük oranda ihracata yönelik yapıldığını belirten Bulgurluoğlu, iç piyasada konut satışlarındaki durgunluğun satışları olumsuz etkilediğini ancak Türkiye’nin hâlâ Avrupa’nın en büyük yeni asansör satışlarından birine sahip olduğunu aktardı. Asansör sektörünün Türkiye’de cari fazla veren nadir alanlardan biri olduğunu belirten Bulgurluoğlu, İstanbul, Ankara ve İzmir’in en büyük pazarlar olduğunu ifade etti.
Üretim açısından Marmara Bölgesi’nin yanı sıra İzmir, Ankara ve Konya’nın önemli merkezler arasında yer aldığını söyleyen Bulgurluoğlu, sektörde yaklaşık 40 bin kişinin istihdam edildiğini ve kapasite kullanım oranlarının yüzde 75 civarında olduğunu belirtti. 2025 itibarıyla Türkiye genelinde tescilli asansör sayısının 800 binin üzerinde olduğu tahmin edilirken, 2026 başındaki raporlara göre, teknik ömrünü tamamlamış veya modernizasyon gerektiren yaklaşık 300 bin asansörün yenilenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Dünya genelinde asansör sektörünün 12 milyar doların üzerinde ihracat ve 12.5 milyar doların üzerinde ithalat ile toplamda 25 milyar dolara yaklaşan bir hacmi bulunuyor. Türkiye, dünya ihracat pazarından yaklaşık yüzde 3 pay alarak 9. sırada yer alıyor. Küresel asansör sektörü ihracatında belirleyici ülkeler arasında Çin, İtalya, İspanya ve Almanya öne çıkıyor. Çin, dünya ihracatının yüzde 28’ini tek başına gerçekleştirirken, en büyük ithalatçı ülke ise ABD’dir. ABD’nin ihracattaki payı yüzde 4, ithalattaki payı ise yaklaşık yüzde 7’dir.
Oğuzhan Bulgurluoğlu, yeni konut satışlarındaki durgunluğun asansör satışlarını olumsuz etkilediğini ancak deprem bölgesindeki yoğun inşaat faaliyetleri ve büyük şehirlerdeki kentsel dönüşüm projeleriyle bu durumu dengelediklerini ifade etti. Kentsel dönüşümün, konut satışlarındaki artış üzerinde etkili olacağını belirten Bulgurluoğlu, 2026 yılındaki kamu projelerinin sektörde büyük bir potansiyel sunduğunu vurguladı. Ancak, kamu firmalarının çok uluslu firmalarla rekabet etmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Sektörün diğer beklentileri arasında üretim maliyetlerinin döviz bazında düşürülmesi yer alıyor. Hâlâ cari fazla verse de, üretim maliyetlerindeki döviz bazlı artış nedeniyle Türkiye’de üretim, Çin’den çok daha pahalı hale geldi. Gümrüklerde uygulanan vergi ve koruma yasalarının, özellikle damping ile gelen ürünler için üreticiyi korumaya yönelik önemli adımlar olduğunu ifade eden Bulgurluoğlu, bu tür önlemlerin artmasını beklediklerini belirtti.




