Hürmüz Boğazı’nda Mayın Tehdidi ve Deniz Taşımacılığındaki Belirsizlik
Hürmüz Boğazı’ndaki mayın tehdidi, deniz taşımacılığında belirsizlik yaratıyor. Geçişlerin normale dönmesi aylar alabilir.
ABD ve İran arasında imzalanan barış anlaşmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’ndaki karşılıklı saldırılar devam ediyor. Bu durum, bölgedeki mayın tehdidi nedeniyle deniz trafiğinin normale dönmesinin aylar alabileceği uyarısını gündeme getiriyor. Japon denizcilik şirketi NYK Line’ın CEO’su Takaya Soga, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin, savaş öncesi seviyelerin yarısının altına düşebileceğini belirtti.
Soga, boğazda güvenli geçiş rotalarının oldukça sınırlı olduğunu vurgulayarak, ticari seyrüseferin kısa vadede normale dönmesinin pek mümkün görünmediğini ifade etti. Hürmüz Boğazı’ndaki mayın tehdidi, küresel deniz taşımacılığında belirsizliği artırmış durumda. Soga, barış anlaşması geçerliliğini korusa bile, geçişlerin uzun süre düşük hacimlerde devam edeceğini dile getirdi.
Uluslararası Denizcilik Örgütü Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, İran’ın boğazın ana nakliye hatlarına yaklaşık 80 mayın yerleştirmiş olabileceğini ifade etti. Pakistan da bu ayın başında boğazda bir mayın tespit edildiğini doğruladı. Bu mayınlar, gemilerin geçişi için iki dar güzergâhı zorunlu kılıyor: Biri İran kıyılarına yakın Larak Adası çevresinden, diğeri ise Umman’a yakın güney bölgesinden geçiyor.
Mayınların türü belirsizliğini korurken, çoğunun deniz tabanında bulunması durumunda tespit ve imha işlemlerinin daha zor olacağına dikkat çekiliyor. Bir mayının patlaması, gemide ciddi hasara yol açabilir. Modern mayınlar, manyetik ve akustik sensörler gibi gelişmiş teknolojilerle donatıldıkları için doğrudan temas gerektirmeden de patlayabiliyor.
17 Haziran’da imzalanan ABD-İran barış anlaşmasında, İran’ın mayınları etkisiz hale getirmesinin ardından boğazda trafiğin 30 gün içinde savaş öncesi hacmine döneceği belirtiliyor. Ancak İran Devrim Muhafızları, geçiş yapacak gemilerin İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon içinde olması gerektiğini vurgulayarak, yetkisiz rotaların kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, Tayvanlı Evergreen tarafından işletilen bir konteyner gemisine yapılan saldırıdan önce geldi ve bu saldırı, geçici barış anlaşmasının ilk büyük sınavı olarak değerlendirildi.
Deniz taşımacılığındaki belirsizlik devam ederken, Soga, toparlanma sürecinin somut verilere dayanmadığını belirtirken, geçişlerin normal hacmin yarısından az olacağını ifade etti. Kuehne+Nagel’in deniz lojistiğinden sorumlu başkan yardımcısı Michael Aldwell, bölgede hâlâ büyük bir kesinti yaşandığını ve geçişlerin ne zaman normale döneceğine dair kesin bir tahmin yapmanın zor olduğunu kaydetti. Ancak, boğazın açılması durumunda normal işleyen bir rota haline gelme olasılığını yüksek gördüğünü belirtti.
Sigorta şirketi Allianz, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının 125 milyar dolar değerinde mal taşıyan 1200’den fazla yük gemisini mahsur bıraktığını tahmin ediyor. Bu durum, küresel deniz ticaretinin geleceği hakkında endişeleri artırdı. Hürmüz Boğazı, daha önce günde yaklaşık 135 geminin geçtiği ve küresel enerji ihracatının yaklaşık beşte birinin aktığı bir bölgeydi. Barış anlaşması ihtimali, petrol akışının başlamasıyla Brent petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere gerilemesine katkı sağladı.
NYK CEO’su Soga, ABD-İran anlaşmasının bölgedeki ticari gemilerin güvenliğini sağlayıp sağlamayacağı konusunda endişelerini dile getirirken, İsrail’in olası müdahale ihtimaline de dikkat çekti. Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, mayın temizleme sürecinde taraflar arasındaki koordinasyonun kritik olacağını vurguladı.




