Un İhracatı Rekolteyle Yüzde 15 Artabilir

Bu yıl un ihracatında rekolte artışı, 3 milyon ton hedefini aşarak 3.5 milyon tona ulaşabilir.

HÜSEYİN GÖKÇE

Dünya un ihracatında uzun yıllardır lider konumda bulunan Türkiye, bu yıl artan buğday rekoltesi sayesinde 3 milyon tonluk ihracat hedefliyor. Ancak, iç piyasadaki kalite ve rekolte artışlarıyla birlikte, bu rakamın 3.5 milyon tona kadar çıkabileceği öngörülüyor.

2025 yılında yaşanan küresel daralma ve jeopolitik risklere rağmen, Türkiye 2 milyon 344 bin 528 ton buğday unu ihracatı gerçekleştirerek 871 milyon dolar döviz kazancı sağladı. 2026 yılında ise 3 milyon ton ihracat hedefleniyor. Bu hedefin gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin dünya un pazarındaki payı yüzde 25 seviyesine yükselecek. Un sanayicileri, bu yıl rekolte ve kalite artışı sayesinde ihracat miktarını 3.5 milyon tona kadar çıkarabileceklerini hesaplıyor.

Un sanayicilerinin 2026 yılına yönelik umutlarını artıran en önemli faktör, ekili alanlarda yağış ortalamalarının geçmiş yıllara göre daha yüksek seyretmesi. Mart sonu ve Nisan ayında beklenen yağışların, buğday rekoltesinin 20 milyon tonun üzerine çıkmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mesut Çakmak, un sanayicilerinin sadece Türk halkını değil, aynı zamanda turistler ve mültecileri de besleyerek gıda güvenliğini sağladığını vurguladı.

Ancak, ekmek fiyatlarındaki artışların un fiyatlarıyla ilişkilendirilmesinin kendilerini rahatsız ettiğini belirten Çakmak, Eylül ayından bu yana un fiyatlarına zam yapılmadığını ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı ile TMO’nun desteği sayesinde fiyat artışı gerçekleştirmediklerini dile getiren Çakmak, maliyet artışlarını henüz fiyatlara yansıtamadıklarını belirtti. “Dayanabildiğimiz kadar dayanacağız, buğday fiyatı artmadığı sürece un fiyatları da artmayacak” dedi.

Ekmek üretiminde unun maliyetinin yüzde 28-30 seviyelerinde olduğunu belirten Çakmak, un sanayicilerinin eleştirilmesinin haksız olduğunu ifade etti. Farklı bölgelerde un fiyatlarının değişkenlik göstermesinin normal olduğunu, bazı yerlerde peşin satış yapılırken, bazı yerlerde vade uygulandığını aktardı.

Türk un sanayicisi, dünya un ihracatında 12 yıldır liderliğini sürdürmesine rağmen, plansız yatırımlar nedeniyle mevcut kapasitenin büyük bir kısmının atıl durumda olduğunu belirtti. Çakmak, daha önce iki katı kadar üretilen unun, günümüzde neredeyse yarısına düştüğünü ifade etti. Hem iç pazarda hem de ihracatta daralma yaşandığını, insanların ekmek tüketiminden kaçındığını vurguladı.

Irak’ın, kendi üreticisini korumak amacıyla Türk ununa şifai ambargo koymaya başladığını belirten Çakmak, buradaki açığı Suriye pazarında kapatmaya çalıştıklarını söyledi. Kaybedilen pazarlarda Rusya, Ukrayna, Mısır ve Hindistan ile rekabet ettiklerini ifade etti.

Suriye başta olmak üzere bazı pazarlarda ihracat artışı yaşanırken, Türk un sanayicileri Mısır gibi güçlü üreticilerle yoğun bir rekabet içindedir. Dahilde İşleme Rejimi çerçevesinde, daha önce buğday ithal edip ihracat yapan sanayiciler, mevzuat değişikliği sonrası önce ihracat yapıp ardından ithalat gerçekleştirmeye başladılar.

Hububat fiyatları konusunda dünyanın en etkili organizasyonlarından biri olan Chicago Borsası, yılsonu vadeli işlem fiyatını 226 dolar olarak belirledi. TUSAF raporuna göre, Mart ayında ton başına kontrat fiyatı 211 dolar iken, yıl sonu kontratı 226 dolar seviyesine ulaştı. İki yıl sonrası için fiyatlar ise 238 dolar olarak öngörülüyor.

Türkiye’de un fiyatlarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), üreticinin ürününü alıp lisanslı depolarda tutarken, sanayicinin hammadde tedariğini de sağlıyor. Geçen yıl 72 milyar liralık transferle sermayesini 130 milyar liraya çıkaran TMO, 34 milyar lira nakit ve 110 milyar lira değerinde ürünle hasat dönemine girdi. TMO’nun depolama kapasitesi 500 bin tonu liman siloları olmak üzere toplamda yaklaşık 4 milyon ton, lisanslı depo kapasitesi ise 12.2 milyon ton civarındadır.

Ekmek fiyatlarındaki artışlar nedeniyle un sanayicileri, kısa süre içinde yürürlüğe girmesi beklenen önemli bir mevzuat değişikliği üzerinde çalışıyor. Ekmekte kullanılan unun yüzde 40’ının tam buğday unundan oluşmasının zorunlu hale getirilmesi planlanıyor. Bu değişiklik, ekmeğin besin değerini artırırken, yem sektörünü de etkileyecek.

Ekmekte tam buğday unu oranının artırılması, buğdayın una dönüşümünde ortaya çıkan kepeğin miktarında da değişim yaratacak. Beyaz un olarak bilinen ekmeklik unda kepek neredeyse tamamen ayrıştırılmakta ve yem sektörüne yönlendirilmektedir. Bu uygulama hayata geçirildiğinde, yem sektörünün hammaddesi de azalacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu