Karbon vergisi DTÖ panelinde: Türk ihracatçı izliyor
Karbon vergisi düzenlemesi DTÖ panelinde inceleniyor. Süreç, demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre ihraç eden Türk firmalarını ilgilendiriyor.
Avrupa Birliği’nin ithal ürünlerdeki karbon emisyonlarını fiyatlandıran Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Dünya Ticaret Örgütü’nde resmî inceleme sürecine girdi. DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Organı, Rusya’nın başvurusu üzerine 25 Eylül’de AB’nin SKDM uygulaması ile Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki bazı düzenlemelerini değerlendirecek panelin kurulmasına karar verdi.
Uyuşmazlık Rusya tarafından başlatılmış olsa da panelin değerlendirmesi, Avrupa pazarına karbon yoğun ürün ihraç eden Türkiye açısından da yakından izleniyor. AB’nin düzenlemesi, Türkiye’nin ihracatında önemli yer tutan demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörlerini doğrudan etkiliyor.
Rusya, SKDM’nin DTÖ kurallarıyla bağdaşmadığını ve kapsam dahilindeki ürünlerin AB’ye girişinde önemli ticaret engelleri oluşturduğunu savunuyor. Moskova ayrıca AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında bazı şirketlere sağlanan ücretsiz tahsisatların rekabet avantajı yarattığını ileri sürüyor.
AB ise hem Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın hem de Emisyon Ticaret Sistemi’nin DTÖ yükümlülükleriyle uyumlu olduğu görüşünde. Rusya’nın temmuz ayındaki ilk panel talebine karşı çıkan Birlik, ikinci başvurunun ardından panelin kurulmasını engelleyemedi.
Türkiye, davayı başlatan ülke olmadığı gibi DTÖ tarafından açıklanan üçüncü taraf katılımcılar arasında da yer almıyor. ABD, Çin, İngiltere, Japonya, Kanada, Hindistan, Güney Kore ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu ülkeler ise üçüncü taraf haklarını saklı tuttu. Buna rağmen panelin vereceği değerlendirme, AB’ye ihracat yapan tüm ülkeler için emsal niteliğinde olabilir.
SKDM’nin kesin uygulama dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Mekanizma; demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünleri kapsıyor. Türkiye bakımından özellikle ilk dört sektör öne çıkıyor. Bu ürünleri AB’ye gönderen şirketlerin üretim sırasında ortaya çıkan gömülü karbon emisyonlarını hesaplaması ve ilgili verileri Avrupa’daki ithalatçılara sunması gerekiyor.
Düşük karbon emisyonuyla üretim yapan firmalar bu süreçte rekabet avantajı elde edebilirken, karbon yoğun üretim gerçekleştiren şirketler açısından ek maliyet baskısı oluşuyor. Böylece ihracatta yalnızca ürün fiyatı değil, üretim sürecinin karbon yoğunluğu da belirleyici hale geliyor.
SKDM’nin mali boyutu, AB Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki karbon fiyatına göre şekilleniyor. Avrupa Komisyonu, 2026’nın ilk çeyreği için SKDM sertifikasının ton başına fiyatını 75,36 avro, ikinci çeyrek için ise 75,28 avro olarak belirledi. Üçüncü çeyrek fiyatının 5 Ekim’de açıklanması planlanıyor.
Sertifika fiyatlarının 2026 boyunca üç aylık dönemler halinde belirlenmesi, 2027’den itibaren ise haftalık olarak açıklanması öngörülüyor. Bu yapı, AB’ye ihracat yapan şirketlerin karbon maliyetlerini ve emisyon verilerini daha yakından takip etmesini gerektiriyor.
İlk önemli mali yükümlülükler 2027’de başlayacak. AB’de yetkilendirilmiş SKDM beyan sahiplerinin sertifika alımına Şubat 2027’den itibaren başlaması bekleniyor. Bu sertifikalar, 2026 yılında AB’ye ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarını karşılayacak. Aynı döneme ilişkin ilk SKDM beyannamesinin 30 Eylül 2027’ye kadar sunulması gerekiyor.
Bu takvim, Türk üreticilerin 2026 boyunca üretim, enerji kullanımı ve emisyon verilerini düzenli biçimde kaydetmesini önemli hale getiriyor. Özellikle karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin AB’deki ithalatçıların ihtiyaç duyduğu verileri zamanında sağlaması gerekecek.
DTÖ’de panel kurulması, SKDM’nin askıya alındığı veya karbon maliyetlerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. AB düzenlemesi yürürlükte kalmayı sürdürüyor ve ihracatçıların mevcut kurallara göre hazırlık yapması gerekiyor. Panel, Rusya’nın iddiaları ile AB’nin savunmasını inceleyerek düzenlemenin DTÖ kurallarıyla uyumunu değerlendirecek.
Panelin SKDM’nin bazı unsurlarını DTÖ kurallarına aykırı bulması halinde AB üzerinde düzenlemeyi değiştirmeye yönelik uluslararası baskı oluşabilir. AB’nin haklı bulunması ise karbon sınır mekanizmasının küresel ticaretteki ağırlığını artırabilir. Bununla birlikte, DTÖ’nün temyiz mekanizmasının uzun süredir tam olarak işlememesi, kararın ne zaman ve nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlik yaratıyor.
Türk ihracatçıları açısından kısa vadede değişen bir yükümlülük bulunmuyor. Avrupa pazarında karbon vergisi ve buna bağlı emisyon hesaplamaları, çevre politikası olmanın ötesinde doğrudan maliyet ve rekabet unsuru olarak öne çıkıyor.




