Lojistik Sektöründe 2035 Hedefi: Yüzde 60 Geri Kazanım
Türkiye lojistik sektöründe 2035 yılına kadar geri kazanım oranının yüzde 60’a çıkarılması hedefleniyor.
Türkiye’de her yıl gerçekleştirilen 1.5 milyar kargo gönderisi, 5.5 milyon ton ambalaj atığına yol açıyor. Kargonomi Büyüme Yöneticisi Emre Çetinaslan, sürdürülebilir çözümler konusunda önemli bilgiler sundu. Çetinaslan, akıllı paketleme yöntemleri ile malzeme tasarrufunun %20’ye kadar ulaşabileceğini ve geri kazanım hedefinin %60’a çıkarılmasının sektör iş birliği ile mümkün olabileceğini vurguladı. Sıfır Atık Günü dolayısıyla lojistik sektörünün çevresel etkilerine dikkat çeken Çetinaslan, e-ticaretin hızla büyüyen hacminin sürdürülebilir çözümlerle dengelenmesi gerektiğini ifade etti.
Emre Çetinaslan, Türkiye’deki kargo hacminin rekor seviyelere ulaştığını belirterek, her gün milyonlarca paketin dağıtıldığını hatırlattı. Bu durumun doğru yönetilmesi halinde büyük tasarruf ve çevresel kazanımlar elde edilebileceğini söyledi. BTK verilerine göre, Türkiye’de yıllık gönderi sayısı 1.5 milyara ulaşırken, bu yoğunluğun sadece ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda çevresel yükü de artırdığını ifade etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verileri, ambalaj atıklarının yıllık 5.5 milyon ton seviyesine çıktığını gösteriyor.
Bugün Türkiye’nin geri kazanım oranı yaklaşık %35 seviyesinde bulunuyor. Ancak 2035 yılı için belirlenen %60 hedefi, sektör açısından kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Çetinaslan, bu hedefin yalnızca bireysel çabalarla değil, tüm sektör oyuncularının ortak hareket etmesiyle ulaşılabileceğini belirtti. Lojistik sektörünün artık sadece hız ve maliyetle değil, çevresel etkiyle de değerlendirildiğini vurgulayan Çetinaslan, sürdürülebilirliğin rekabetin değil, iş birliğinin konusu haline gelmesi gerektiğini söyledi.
Sektördeki en önemli sorunlardan biri paketleme verimsizliği. Standart kargo paketlerinin yaklaşık %40’ının boş hacimden oluştuğunu belirten Çetinaslan, bu durumun maliyetleri artırdığını ve gereksiz atık yarattığını ifade etti. Akıllı paketleme ve doğru boyutlandırma teknolojilerinin bu noktada önemli çözümler sunduğunu vurgulayan Çetinaslan, bu yöntemlerle paket başına kullanılan malzeme miktarında %20’ye varan azalma sağlanabileceğini, ayrıca araç doluluk oranlarının artmasıyla yakıt tüketiminin de optimize edilebileceğini dile getirdi.
Ambalaj malzemelerinde yaşanan dönüşüm de sürdürülebilir lojistik açısından belirleyici bir rol oynuyor. Geleneksel plastik ambalajların doğada çözünmesi yüzlerce yıl alırken, yeni nesil biyobozunur materyallerin çok daha kısa sürede doğaya karışabilmesi önemli bir alternatif oluşturuyor. Çetinaslan’a göre, bu dönüşüm yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sektörel bir rekabet avantajı da sağlıyor.
Ambalaj geri dönüşümünün somut etkileri, sürdürülebilirliğin önemini daha da net bir şekilde ortaya koyuyor. Sadece 1 ton karton ambalajın geri kazanılması ile 17 yetişkin ağacın kesilmesi engellenirken, 26.500 litre su ve 4.100 kWh enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu verilerin, lojistik süreçlerinde yapılacak her iyileştirmenin doğrudan çevresel faydaya dönüşeceğini gösterdiğini belirten Çetinaslan, “Her gönderi bir iz bırakıyor. Bu izi azaltmak ise bizim elimizde. Teknoloji, veri ve doğru planlama ile hem operasyonel verimliliği artırmak hem de çevresel etkiyi minimize etmek mümkün.” diyerek sözlerini tamamladı.




