Çin, Japonya’ya Dört Kritik Mineral Sevkiyatını Durdurdu

Çin, Japonya’ya galyum, disprosyum, terbiyum ve itriyum sevkiyatını durdurarak sanayi tedarik zincirinde baskı oluşturdu.

Çin, haziran ayında Japonya’ya galyum, disprosyum, terbiyum ve itriyum gibi kritik minerallerin sevkiyatını gerçekleştirmedi. Bu durum, çipten elektrikli araçlara kadar uzanan Japon sanayi zincirinde maliyet ve üretim risklerini artırdı. Çin’in gümrük verilerine göre, bu dört mineralin sevkiyatı haziranda sıfır seviyesinde kaldı.

Japonya, Çin dışındaki en büyük nadir toprak mıknatısı sektörüne sahip olmasına rağmen, bazı ağır nadir toprak elementlerinde Çin’e bağımlılığını sürdürmekte. Sevkiyatların durması, yarı iletkenler, elektrikli araçlar, elektronik, havacılık, savunma ve enerji sektörleri için yeni bir tedarik baskısı oluşturdu.

Çin’in Japonya’ya mineral ihracatı, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimlerin ardından birkaç aydır sınırlı bir seyir izliyordu. Haziran verileri, mayıs ayında kısmen açılan galyum sevkiyatının yeniden durduğunu gösteriyor. Japon şirketleri, mayıs ayında Çin’den yüksek miktarda galyum almıştı, ancak haziranda bu sevkiyatların sıfırlanması, durumun kalıcı hale geldiğini ortaya koydu.

Disprosyum ve terbiyum, yüksek sıcaklıklarda dayanıklılık gösteren güçlü mıknatısların üretiminde kullanılmakta. Elektrikli araç motorları, rüzgâr türbinleri, endüstriyel makineler ve elektronik cihazlar bu minerallere ihtiyaç duymakta. İtriyum ise uçak motorları ve enerji santrallerindeki türbin kanatlarını aşırı sıcaklıklara karşı koruyan kaplamalarda kullanılıyor. Haziranda Japonya’ya itriyum sevkiyatı da yapılmadı; ABD’ye yönelik sevkiyatlar da ikinci ay üst üste sıfır seviyesinde kaldı.

Japonya’ya dört üründe sevkiyat yapılmamasına rağmen, Çin’in toplam nadir toprak mıknatısı ihracatı haziranda arttı. İhracat miktarı, mayıstaki 4 bin 730 tondan 5 bin 649 tona yükseldi. Bu aylık artış yaklaşık yüzde 19,4 olarak hesaplandı. Toplam ihracattaki bu yükseliş, Çin’in tüm pazarlara yönelik genel bir kesinti uygulamadığını gösteriyor; baskı, belirli ülkeler ve kontrollü ürün grupları üzerinde yoğunlaşıyor.

Pekin, ağır nadir toprak elementleri ve bunları içeren mıknatıslar üzerindeki ihracat kontrolünü Nisan 2025’te başlatmıştı. Japonya’ya yönelik kurallar ise Ocak 2026’da sıkılaştırılacak. Şubat ayında yapılan iki ayrı düzenleme ile büyük Japon sanayi grupları da hedef alındı. Bu kontroller, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin Kasım 2025’te Tayvan hakkında yaptığı açıklamaların ardından derinleşen diplomatik gerilimle aynı döneme denk geldi. Çin yönetimi, kısıtlamaları resmi olarak ihracat güvenliği ve lisans süreçleriyle ilişkilendiriyor.

Son aylarda Japon şirketlerinin borsa bildirimlerinde nadir toprak elementlerine ilişkin risk uyarıları artış gösterdi. Mayıs ve haziran aylarında yaklaşık 200 şirket, kritik minerallerle ilgili bildirimde bulundu. Bu bildirimlerin üçte ikisinden fazlasında, ihracat kontrollerinin faaliyetleri olumsuz etkilediği veya ilerleyen dönemde etkileyebileceği belirtildi. Uyarılar, yalnızca madencilik ve ağır sanayi şirketleriyle sınırlı kalmayıp, elektronik, tüketici ürünleri ve sağlık teknolojisi şirketlerine de yayıldı.

Çin, 2025 itibarıyla küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini ve bilinen rezervlerin yaklaşık yüzde 60’ını kontrol etmekte. Ağır nadir toprakların ayrıştırılması ve işlenmesindeki payı ise ham madde üretimindeki ağırlığından daha yüksek seviyelerde bulunuyor. Nadir toprak elementlerinin yapay zeka altyapıları, elektrikli araçlar, robotik sistemler ve savunma teknolojilerinde daha fazla kullanılmaya başlanması, 2010 yılındaki benzer Çin-Japonya gerilimine göre sanayi üzerindeki riski artırıyor.

Japonya, Çin’e bağımlılığı azaltmak amacıyla stratejik stokları, geri dönüşüm yatırımlarını ve müttefik ülkelerdeki yeni üretim projelerini devreye almaya çalışıyor. Tokyo yönetimi, Avustralya, Fransa ve ABD’deki kritik mineral projelerine finansman sağlıyor. Japon mıknatıs üreticisi Shin-Etsu Chemical, 2008’den bu yana ilk kez yeni bir nadir toprak arıtma tesisi kurmayı planlıyor. Şirketlerin stok artırması ve üretimde daha az ağır nadir toprak kullanan teknolojilere yönelmesi de seçenekler arasında yer alıyor.

Ancak, Çin dışındaki üretim kapasitesi henüz Japon sanayisinin ihtiyacını karşılayacak büyüklüğe ulaşmadı. Avustralyalı Lynas Rare Earths, 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam 8 ton disprosyum ve terbiyum üretti. Çin’in 2024 yılında yalnızca Japonya’ya yaptığı disprosyum ve terbiyum ihracatı ise aylık ortalama 14 ton seviyesindeydi. Mevcut kapasite farkı, Çin dışındaki tedarik zincirinin kısa sürede tam ikame sağlamasının güç olduğunu gösteriyor.

Japon şirketleri, önümüzdeki dönemde Çin’in ihracat lisanslarını, kritik mineral stoklarını ve alternatif üreticilerin kapasite artışlarını dikkatle izleyecek. Sevkiyatların yeniden başlamaması halinde maliyet baskısı, önce mıknatıs ve elektronik üreticilerinde, ardından otomotiv ve ileri teknoloji sektörlerinde daha belirgin hale gelebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu