Türkiye, 2025’te Çelik Üretiminde Öne Çıkan Ülkelerden Biri
2025 yılında Türkiye, çelik üretiminde küresel sıralamada yedinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldı.
2025 yılında dünya genelinde ham çelik üretimi yaklaşık %2 oranında azalarak 1,85 milyar ton seviyesine gerilerken, Türkiye çelik sektörü %3,3’lük bir artışla 38,1 milyon ton üretim gerçekleştirdi. Bu durum, Türkiye’nin küresel sıralamada yedinci, Avrupa’da ise birinci büyük üretici konumunu korumasını sağladı.
KPMG Türkiye tarafından hazırlanan “Çelik Sektörel Bakış – 2026” raporuna göre, küresel ham çelik üretimindeki düşüş eğilimi 2025 yılında da devam etti. Çin’in ham çelik üretimi %4,4 oranında azalarak 960 milyon tonun altına düşmesine rağmen, ülke küresel üretimin yarısından fazlasını gerçekleştirmeye devam etti. İç talepteki zayıflık nedeniyle, yaklaşık 134 milyon tona ulaşan ihracat hacmi, küresel fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. 2025 yılında Çin, Japonya, Rusya, Güney Kore ve Almanya’nın ham çelik üretiminde düşüş yaşanırken, Hindistan, ABD ve Türkiye üretim artışı kaydeden başlıca ülkeler arasında yer aldı.
Türkiye çelik sektörü, küresel üretimin daraldığı bir dönemde %3,3’lük bir artışla 38,1 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdi. Bu üretim hacmiyle Türkiye, dünya sıralamasında yedinci, Avrupa’da ise birinci sıradaki konumunu sürdürdü. 2021 yılında ulaşılan 40,4 milyon tonluk tarihi zirvenin ardından, 2022 ve 2023 yıllarında yaşanan daralma sonrası başlayan toparlanma 2025 yılında da devam etti. Bu süreçte güçlü iç talep devam etti ve nihai mamul tüketimi 39,3 milyon ton ile rekor seviyeye ulaştı. İç talepteki bu güçlenme, ihracat pazarlarındaki konumun korunması ve alternatif pazarlara yönelen satışlarla desteklendi. Üretim artışının büyük bir kısmı elektrikli ark ocaklarından sağlandı; bu teknolojiyle üretim 25,8 milyon tondan 27,5 milyon tona yükseldi. Ancak bazik oksijen fırını üretimi, 11,1 milyon tondan 10,6 milyon tona geriledi. Bu durum, Türkiye’nin üretim yapısında elektrikli ark ocağı teknolojisinin daha fazla ağırlık kazandığını gösteriyor.
2025 yılı çelik sektörü açısından kolay geçmedi. Üretimdeki daralmaya rağmen küresel arz fazlası büyümeye devam etti, Çin kaynaklı arzın yarattığı baskı sürdü ve ABD ile Avrupa Birliği’nde korumacılık politikaları daha da sıkılaştı. Küresel çelik sektöründe birçok büyük üretici küçülme yaşarken, Türkiye üretimini artırmayı başaran az sayıda ülkeden biri oldu. Ancak Çin kaynaklı arzın yarattığı fiyat baskısı, düşük fiyatlı ithalat, kapasite kullanım oranlarının %60-65 bandında kalması ve yüksek hurda ile enerji maliyetleri, ABD ve Avrupa Birliği pazarlarına erişimi zorlaştırarak kârlılığı olumsuz etkiliyor. Önümüzdeki dönemde sektörün gündeminde karbon düzenlemeleri, maliyet yönetimi, katma değerli ürünler ve yeni pazarlar yer alacak. Ancak sektör için asıl mesele yalnızca daha fazla üretim yapmak değil; doğru ürünü, doğru pazara, rekabetçi maliyet ve düşük karbon profiliyle ulaştırabilmek olacak.
ABD pazarına giremeyen arzın Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi alternatif pazarlara yönelmesi, Türkiye’nin hem ihracat pazarlarındaki hem de iç pazardaki fiyat rekabetini zorlaştırabilir. Avrupa Birliği’nin koruma önlemlerini sıkılaştırması ve gümrüksüz ithalatı yıllık 18,3 milyon tonla sınırlandıran, kota aşımında %50 vergi öngören yeni düzenlemeleri de pazara erişim koşullarını daha da zorlaştırıyor.




