Skechers, Avrupa’da Yeni Dağıtım Merkeziyle Büyümeye Hazırlanıyor
Skechers, Belçika’da inşa ettiği yeni dağıtım merkezi ile Avrupa’daki operasyonlarını güçlendirmeyi hedefliyor.
Skechers, Avrupa’daki operasyonlarını desteklemek amacıyla Belçika’nın Liège kentinde inşa ettiği yeni dağıtım merkezinin yapımını ağustos ayında tamamlamaya hazırlanıyor. 230 bin metrekarelik alanı kapsayan bu tesis, şirketin Avrupa’daki artan talebi karşılayacak kapasiteye sahip olmasının yanı sıra, gelişmiş otomasyon sistemleri ile lojistik süreçlerini de yeniden yapılandıracak.
Bu yatırım, Skechers’ın Avrupa’daki büyüme stratejisinin yalnızca mağaza sayısını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda tedarik zinciri altyapısını da güçlendirmeye odaklandığını gösteriyor.
Geleceğin Lojistik Üssü
Liège Havalimanı’nın yanı başında yer alan yeni merkez, mevcut operasyonların yerine geçmekten ziyade, onları daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor. İlk aşamada otomasyon sistemlerinin kurulumu gerçekleştirilecek ve tesisin tam kapasiteye ulaşması kademeli olarak 2028 yılına kadar sürecek.
Yeni merkez ile birlikte Skechers, hem e-ticaret hem de fiziksel mağaza kanallarındaki artan talebi daha hızlı bir şekilde karşılamayı, ayrıca Avrupa genelindeki B2B ve B2C sipariş süreçlerini tek bir gelişmiş lojistik ekosisteminden yönetmeyi hedefliyor. Mevcut çalışan kadrosunun korunacağı, otomasyonun ise operasyonel verimliliği artıracağı belirtiliyor.
Rekabet Depolarda Şekilleniyor
Günümüzde küresel perakende büyümesi, yalnızca yeni mağaza açmakla sınırlı kalmıyor. Artan e-ticaret hacmi, hızlı teslimat beklentileri ve çok kanallı satış modelleri, markaları lojistik altyapılarına milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmaya yönlendiriyor.
Skechers’ın Avrupa dağıtım merkezi yatırımı, bu dönüşümün önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Daha yüksek otomasyon, güçlü stok yönetimi ve hızlı teslimat kapasitesi, tüketici deneyimini doğrudan etkileyen yeni rekabet alanları haline geliyor.
Skechers’ın bu yatırımı, perakendenin geleceğinde en stratejik alanın depo olabileceğini gösteriyor. Güçlü bir lojistik ağına sahip olabilen markalar, yalnızca operasyonel maliyet avantajı sağlamakla kalmayacak; hız, esneklik ve müşteri memnuniyeti açısından da önemli bir rekabet avantajı elde edecekler.




