Ali Demir: Koloni ve işletme sayısındaki düşüşe rağmen bal üretimi arttı

Ali Demir, koloni ve işletme sayısındaki azalmaya rağmen Türkiye’de bal üretiminin arttığını açıkladı.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ali Demir, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Hayvansal Üretim İstatistikleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Demir, 2025 yılında bal üretiminin %1,8 artışla 97.253 tona ulaştığını, ancak balmumu üretiminin %1,7 azalarak 3.258 ton, kovan sayısının ise %1,6 düşüşle 8.817.155 adet olarak gerçekleştiğini ifade etti.

Koloni ve işletme sayısındaki azalmaya rağmen üretimde verimlilik artışı yaşandığını vurgulayan Demir, bu durumun uzun vadede dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. Arıcılığın sadece bal ve arı ürünleri üretimi ile sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda bal arılarının sağladığı polinasyon hizmetinin bitkisel üretimde önemli bir verim artışı sağladığını dile getirdi.

İklim değişikliği, kuraklık, ani hava değişimleri, flora eksikliği ve artan girdi maliyetlerinin arıcılık sektörü üzerindeki etkilerine dikkat çeken Demir, arıcılığın tarımsal ekosistem ve gıda güvenliği açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin koloni varlığı ve bal üretimi açısından dünya genelinde önemli bir konumda olduğunu belirten Demir, sektörün sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Son yıllarda bal dışındaki arı ürünlerine olan ilginin arttığını kaydeden Demir, polen, arı sütü, arı ekmeği ve arı zehri gibi ürünlerin hem iç hem de uluslararası pazarda daha fazla talep gördüğünü belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2023 yılında arı ürünlerinin sözleşmeli üretim kapsamına alınmasının ve 2024 yılında yayımlanan Arı Ürünleri Tebliği ile kalite kriterlerinin netleştirilmesinin sektörde önemli bir adım olduğunu söyledi.

Demir, bu düzenlemelerin kalite, izlenebilirlik ve standardizasyon açısından büyük katkı sağladığını ifade etti. Ayrıca, bal dışındaki arı ürünlerine yönelik uluslararası standart çalışmalarında Türkiye’nin aktif rol aldığını belirten Demir, mevzuat uyumunun ihracat potansiyelini artıracağını vurguladı.

Türkiye’nin zengin bitki örtüsü, endemik tür çeşitliliği ve arı ırkları sayesinde güçlü bir üretim potansiyeline sahip olduğunu söyleyen Demir, arıcıların yaklaşık %70’inin gezginci arıcılık modeliyle üretim yaptığını kaydetti. Sektördeki yaş ortalamasının yüksek olduğunu belirten Demir, genç arıcıların sektöre kazandırılmasının sürdürülebilirlik açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.

Merkez Birliği ve İl Birlikleri tarafından yürütülen eğitim programları, toplu mücadele uygulamaları ve ıslah çalışmalarının önemine değinen Demir, Merkez Birliği bünyesinde akademisyenler ve kamu temsilcilerinden oluşan 8 ayrı bilimsel komisyonun faaliyet gösterdiğini belirtti. Türkiye’de arıcılık sektörünün 2008 yılından bu yana Arıcılık Kayıt Sistemi (AKS) ile kayıt altında olduğunu hatırlatan Demir, bu sistemin sektörel planlama açısından güçlü bir veri altyapısı sunduğunu ifade etti.

Son yıllarda akıllı kovan sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte koloni içi sıcaklık, nem, ağırlık değişimi ve arı aktivitesinin uzaktan takip edilebildiğini vurgulayan Demir, bu sayede erken müdahale ve verimlilik artışı sağlandığını belirtti. Arı ürünlerinde analiz yöntemlerinin güncellendiğini, laboratuvar altyapısının güçlendirildiğini ve hijyenik üretim tekniklerinin yaygınlaştırıldığını kaydeden Demir, hedeflerinin geleneksel bilgi birikimini modern teknolojiyle birleştirerek sürdürülebilir, kaliteli ve izlenebilir bir arıcılık yapısına ulaşmak olduğunu ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu