Kloia, Amazon Web Services ile Stratejik İş Birlikleri Kurdu

Kloia, Amazon Web Services ile iki stratejik iş birliği anlaşması imzalayarak bulut hizmetlerini genişletiyor.

Türkiye’nin bulut ve yazılım alanındaki önemli oyuncularından biri olan Kloia, Amazon Web Services (AWS) ile gerçekleştirdiği iki ayrı stratejik iş birliği anlaşması ile hem bölgesel hem de küresel ölçekte etkisini artırmayı amaçlıyor. AWS Premier Tier Services Partner olarak tanınan Kloia, bu anlaşmalarla bulut dönüşümü ve uygulama modernizasyonu konusundaki uzmanlığını genişletmeyi hedefliyor.

İlk anlaşma çerçevesinde Kloia, AWS ile iş birliği yaparak Avrupa, Birleşik Krallık, Orta Doğu ve Afrika pazarlarında bulut hizmetleri sunacak. Bu stratejik ortaklık, EMEA bölgesindeki kurumlara bulut stratejilerinin belirlenmesinden mimari tasarıma, uygulama modernizasyonundan yönetilen hizmetlere kadar geniş bir yelpazede çözümler sunmayı amaçlıyor. Böylece şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinin daha hızlı, güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

İkinci anlaşma ise Microsoft tabanlı altyapı ve uygulamaların modernizasyonuna odaklanıyor. Kloia’nın bulut mimarisi ve operasyonel mükemmeliyet konusundaki derin bilgisi, AWS’nin küresel bulut altyapısıyla birleşerek dünya genelindeki kuruluşların eski Microsoft iş yüklerini modern, bulut tabanlı ve ölçeklenebilir mimarilere geçişini kolaylaştırıyor. Bu süreç, kurumların maliyetlerini optimize etmelerine, lisans bağımlılıklarını azaltmalarına ve inovasyon yatırımlarına daha fazla kaynak ayırmalarına olanak tanıyor.

Kloia ve AWS arasında imzalanan bu stratejik iş birliği, Microsoft tabanlı uygulama ve veri tabanı modernizasyonunu kapsamakta ve bulut altyapısına geçiş, bulutta iyileştirme çalışmaları ile dijital dönüşüm projelerinin hızlandırılmasını hedeflemektedir. Ortaklık, özel sektör ve kamu kurumlarına ihtiyaçlarına uygun, büyüyebilen ve uzun vadede sürdürülebilir dönüşüm modelleri sunmayı amaçlıyor.

Kloia’nın Kurucusu Derya Sezen, bu anlaşmaların Kloia için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “EMEA genelinde tüm AWS hizmetlerinde yetkilendirilmiş bir iş ortağı olmak, müşterilerimize uzun vadeli ve güvenilir bir yol arkadaşlığı sunmamızı sağlıyor. Biz, yalnızca bir teknoloji sağlayıcısı olmanın ötesinde, kurumların dönüşüm süreçlerinde yanlarında duran güçlü bir partner olmayı hedefliyoruz. Microsoft iş yüklerinin modernizasyonu artık bir tercih değil, bir gereklilik. Bu süreç, kurumların daha çevik, güvenli ve geleceğe hazır hale gelmesini sağlıyor.” dedi.

İş birliği çerçevesinde Kloia, kurumların bulut stratejilerinin oluşturulmasından mimari tasarıma, eski sistemlerin AWS bulutuna taşınmasından 7/24 yönetilen hizmetlere kadar uçtan uca çözümler sunmayı planlıyor. Kloia, İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, Türkiye ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere EMEA genelinde yetkilendirilmiş bir şirket olarak, AWS’nin küresel altyapı gücünü kendi mühendislik kapasitesiyle birleştirerek dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor. Bu adım, Kloia’nın bölgesel operasyon hacmini artırırken uluslararası projelerdeki etkinliğini de pekiştirecek.

İkinci anlaşmanın odak noktası ise özellikle Microsoft tabanlı altyapı ve uygulamaların modernizasyonu. Türkiye’de birçok şirketin hala geleneksel Microsoft sunucuları ve SQL Server veri tabanları ile çalıştığı düşünüldüğünde, yüksek lisans maliyetleri ve bakım yükleri kurum bütçelerinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Microsoft lisans bağımlılığının azaltılması ve eski sistemlerin modern, bulut tabanlı mimarilere dönüştürülmesi, kurumların kaynaklarını inovasyon ve dijital dönüşüm yatırımlarına yönlendirmesine olanak tanıyor.

İş birliği sayesinde mevcut SQL Server iş yükleri açık kaynak tabanlı veri tabanı çözümlerine dönüştürülürken, geleneksel .NET uygulamaları mikroservis mimarileri ile yeniden yapılandırılıyor. Veri tabanı yapıları sadeleştirilerek performans ve güvenlik katmanları güçlendiriliyor. Kloia’nın geliştirdiği “refactr” yazılımı, MSSQL dönüşüm planlamasının bir gün içinde tamamlanmasını sağlarken, yapay zeka destekli otomasyonlarla mühendislik süreçlerini hızlandırarak işletmelere yıllık altyapı maliyetlerinde yüzde 50 ile 65 arasında tasarruf potansiyeli sunuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu