ABD ekonomisinde faiz ikilemi: Fed’in eylül kararı
ABD ekonomisinde faiz ikilemi derinleşiyor: Güçlü istihdam faiz artışı beklentisini yükseltirken, ılımlı enflasyon Fed’i beklemeye yöneltebilir.
ABD’de ağustos ayına ilişkin tarım dışı istihdam verileri, ekonominin yüksek faiz ortamına rağmen dayanıklılığını koruduğunu gösterdi. İstihdam 162 bin kişi artarken işsizlik oranı yüzde 4,1’de kaldı. Böylece ABD ekonomisinde faiz ikilemi yeniden gündeme geldi: Güçlü iş gücü piyasası daha sıkı para politikasını desteklerken, enflasyondaki ılımlı seyir Fed’in faizleri sabit bırakmasına zemin hazırlayabilir.
Ağustos ayındaki istihdam artışı, önceki 12 ayın aylık ortalaması olan 31 bin kişilik yükselişin oldukça üzerinde gerçekleşti. İş gücüne katılım oranı yüzde 61,6 olurken toplam iş gücü 683 bin kişi genişledi. Bu göstergeler, iş gücü piyasasında belirgin bir bozulma yaşanmadığına işaret etti.
Geçmiş aylara ilişkin revizyonlar da tabloyu güçlendirdi. Haziran ve temmuz aylarına ait tarım dışı istihdam verileri toplam 55 bin kişi yukarı yönlü düzeltildi. Böylece yaz döneminde iş gücü piyasasının ilk açıklamalarda görülenden daha dirençli olduğu ortaya çıktı.
İstihdam artışının sektörlere dağılımında hizmetler ve kamu öne çıktı. Yiyecek ve içecek hizmetlerinde 59 bin, yerel yönetimlerin eğitim birimlerinde ise 42 bin kişilik istihdam artışı kaydedildi. Bilgi sektöründe ise istihdam geriledi. Bu görünüm, istihdam kazanımlarının ekonominin tüm alanlarına aynı ölçüde yayılmadığını gösterdi.
Ücretlerdeki ılımlı seyir Fed için önemli
İstihdamın güçlü gelmesine karşın ücret göstergeleri daha dengeli bir tablo sundu. Ortalama saatlik kazançlar ağustosta yüzde 0,3 yükselirken yıllık ücret artışı yüzde 3,1 oldu. Ortalama haftalık çalışma süresi de 34,4 saat seviyesinde kaldı.
Ücretlerdeki bu kontrollü artış, iş gücü piyasasındaki canlılığın henüz güçlü ve kalıcı bir ücret-fiyat sarmalına dönüşmediğini düşündürdü. Fed açısından belirleyici nokta, istihdamdaki genişlemenin tüketici fiyatları üzerinde ne kadar kalıcı baskı oluşturacağı olacak.
Bu nedenle ağustos raporunu yalnızca yaratılan iş sayısı üzerinden değerlendirmek yeterli değil. İş gücü piyasası dirençli kalırken ücret artışlarının sınırlı seyretmesi, ABD ekonomisinin hem güçlü hem de görece dengeli bir görünüm sergileyebildiğine işaret ediyor.
Piyasalarda faiz artışı olasılığı yükseldi
İstihdam verilerinin açıklanmasının ardından finansal piyasalarda Fed’in eylül toplantısına ilişkin beklentiler değişti. Ekonominin mevcut faiz düzeylerine rağmen ciddi bir daralma yaşamaması, faiz artışı ihtimalinin yeniden fiyatlamalara dahil edilmesine yol açtı.
Piyasa göstergelerine göre faiz artışı olasılığı yaklaşık yüzde 60’a yükseldi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri yukarı hareket ederken, hisse senetlerinde yüksek faiz beklentisinin şirket değerlemeleri üzerindeki baskısı hissedildi.
Ancak bu fiyatlamalar Fed’in kararını kesinleştirmiyor. Merkez bankasının toplantıya kadar açıklanacak enflasyon, tüketici harcamaları ve diğer ekonomik aktivite göstergelerini birlikte değerlendirmesi bekleniyor. Özellikle fiyat artışlarının yönü, güçlü istihdamın para politikasına nasıl yansıyacağını belirleyecek.
Hassett’ten sabit faiz senaryosuna vurgu
Beyaz Saray Kıdemli Danışmanı Kevin Hassett, istihdam raporunun beklentilerin üzerinde olduğunu belirtirken, olumlu bir enflasyon verisinin Fed’in faizleri değiştirmemesi için güçlü bir gerekçe oluşturabileceğini söyledi.
Hassett ayrıca son üç aylık tüketici enflasyonunun yıllıklandırılmış hızının yaklaşık yüzde 1,6 olduğunu ifade etti. Bu eğilimin kalıcı olması durumunda Fed’in ilave sıkılaştırma ihtiyacının azalabileceği değerlendiriliyor.
Ekonomik büyümenin güçlü seyretmesi tek başına faiz artışı gerektirmiyor. Fed’in asıl değerlendireceği konu, canlı ekonomik faaliyet ile fiyat istikrarı hedefinin birbiriyle çelişip çelişmediği olacak. Üretim ve verimlilik artışı talebi karşılayabiliyorsa büyüme ile düşük enflasyon aynı dönemde devam edebilir.
Yapay zeka yatırımları büyüme görünümünü destekliyor
ABD ekonomisindeki yatırım hareketliliğinde yapay zeka altyapısı önemli bir yer tutuyor. Veri merkezleri, enerji tesisleri ve fabrika yatırımları yalnızca teknoloji sektörünü değil; inşaat, imalat ve enerji alanlarını da destekliyor.
Hassett, fabrika inşaatlarıyla bağlantılı istihdamın yaklaşık 90 bin kişi arttığına dikkat çekti. Yapay zeka yatırımlarının, internetin yaygınlaştığı dönemdeki yatırım dalgasına benzer biçimde ekonominin üretim kapasitesini yükseltebileceğini savundu.
Bu yatırımların Fed açısından önemi, kısa vadeli istihdam etkisinin ötesine geçiyor. Yeni teknolojiler şirketlerin verimliliğini artırırsa ekonomi daha hızlı büyürken aynı ölçüde fiyat baskısı oluşmayabilir. Ancak veri merkezlerinin enerji ihtiyacındaki artış ve yüksek yatırım harcamaları bazı alanlarda maliyet baskısı yaratabilir. Bu nedenle Fed’in yapay zeka yatırımlarını hem büyüme katkısı hem de enflasyon riski açısından değerlendirmesi gerekecek.
Citigroup faiz indirimi öngörüsünü değiştirdi
Güçlü istihdam verisinin ardından Citigroup, Fed’in faiz indirimi takvimine ilişkin tahminini ileri çekti. Banka daha önce 2026’nın ekim ve aralık ayları ile 2027’nin ocak ayında indirim bekliyordu. Yeni projeksiyona göre ilk faiz indirimi haziran 2027’de yapılacak. Citigroup ayrıca 2027 yılı boyunca 25 baz puanlık üç faiz indirimi öngördü.
Kararda enflasyon verileri belirleyici olacak
Fed’in eylül toplantısı yaklaşırken piyasaların odağında enflasyon verileri bulunuyor. Tüketici fiyatlarının beklentilerin altında kalması, faizlerin mevcut seviyede tutulması görüşünü güçlendirebilir. Buna karşılık fiyat artışlarının yeniden hızlandığını gösteren veriler, güçlü istihdamla birlikte daha sıkı para politikası beklentisini artırabilir.
Ağustos istihdam raporu, ABD ekonomisinin tahmin edilenden daha dayanıklı olduğunu göstererek faiz artışı için Fed’in elindeki alanı genişletti. Buna karşın enflasyonun gerilemeye devam etmesi, bu alanın kullanılmasını gereksiz kılabilir.
Merkez bankasının önündeki temel soru, ekonomik gücün kalıcı üretim ve verimlilik artışından mı yoksa fiyatları yukarı itebilecek güçlü talepten mi kaynaklandığı olacak. Yatırımlar üretkenliği artırırken istihdam güçlü kalırsa daha yüksek faiz ihtiyacı sınırlanabilir. Talep kaynaklı enflasyon yeniden hızlanırsa daha sıkı bir duruş gündeme gelebilir.
Bu nedenle toplantıya kadar açıklanacak veriler yalnızca faiz beklentilerini değil, ABD ekonomisinin büyüme rotasına ilişkin değerlendirmeleri de şekillendirecek. ABD ekonomisinde faiz ikilemi açısından kritik eşik, ekonomik dayanıklılığın fiyat istikrarıyla uyumlu olup olmadığı olacak.




