Hindistan’ın kritik mineralleri için Afrika hamlesi
Hindistan’ın kritik mineralleri talebi Afrika’ya yönelirken; lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri için rekabet büyüyor, yeni yatırımlar gündeme geliyor.
Kritik mineraller piyasasında uzun süredir Çin ile Batı arasındaki rekabet öne çıkıyordu. Ancak Hindistan’ın sanayileşme ve temiz enerji hedefleri, küresel talep dengelerine üçüncü bir aktör ekledi. Ülke, kendi kaynaklarının karşılayamadığı ihtiyaçları için giderek daha fazla Afrika’ya yöneliyor. Bu değişimin etkileri yalnızca iki kıtayla sınırlı kalmayacak.
Hindistan Madenler Bakanlığı, Haziran 2023’te 30 kritik mineral belirledi. Ülke; lityum, kobalt ve platin grubu metallerinde tamamen ithalata bağımlı durumda. Elektrikli motorlar ile rüzgâr türbinlerinde kullanılan nadir toprak elementlerinden üretilen mıknatıslarda ise ithalat bağımlılığı yaklaşık yüzde 85’e ulaşıyor.
Bu talebin arkasında somut kamu politikaları bulunuyor. Hindistan, 2030’a kadar elektrikli araçların toplam satışlardaki payını yüzde 30’a çıkarmayı ve fosil olmayan enerji kapasitesini 500 gigavata yükseltmeyi hedefliyor. Ayrıca 10 milyar dolarlık bütçeyle desteklenen yarı iletken programı ve Atmanirbhar Bharat kapsamında yürütülen savunma sanayisinde yerlileştirme politikası da mineral ihtiyacını artırıyor. Bu hedeflerin, 2030’a kadar Hindistan ekonomisinde yaklaşık 67 milyar dolarlık kritik mineral talebi oluşturması bekleniyor.
Hindistan’ın kritik mineralleri ihtiyacına karşılık verebilecek kaynakların önemli bölümü Afrika’da bulunuyor. Kıta, dünyanın bilinen mineral rezervlerinin yaklaşık yüzde 30’una sahip olmasına rağmen küresel arama yatırımlarından yalnızca yaklaşık yüzde 15 pay alıyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti dünya kobalt üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştirirken, platin grubu metal rezervlerinin yaklaşık yüzde 80’i Güney Afrika’da bulunuyor. Gine boksit üretiminde öne çıkarken Mozambik, Madagaskar ve Tanzanya grafit tedarikinde önem taşıyor. Zimbabve ve Namibya ise lityum üretimlerini artırıyor.
Afrika’daki dokuz önemli mineral ihtiyacı için kıtada başlıca tedarik kaynakları bulunuyor. Bunun yanında coğrafi yakınlık da Hindistan açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Birçok Afrika limanından Hindistan’a deniz taşımacılığı 15 ila 25 gün içinde tamamlanabiliyor. Bu süre, onlarca yıllık altyapı ve satın alma anlaşmalarıyla pazarda güçlü konumda bulunan Çin’e karşı rekabet açısından dikkat çekici bir üstünlük sunuyor.
Hindistan’ın Afrika’daki ilgisi yalnızca maden sahalarından ürün satın almakla sınırlı kalmayabilir. Ülkenin sermayesi, üretim varlıklarında ortaklık, uzun vadeli alım anlaşmaları ve ön ödeme finansmanı gibi modellerle bölgeye girebilir. Lityum hidroksit üretimi, pil sınıfı grafit anotları ve bakır katot rafinasyonu gibi işlemlerin madenlerin bulunduğu ülkelerde yapılması da gündemdeki seçenekler arasında yer alıyor. Demir yolları, limanlar ve aktarma merkezleri gibi ihracat altyapıları da bu sürecin kritik unsurlarını oluşturuyor.
Bu yeni talep, Afrika’daki üreticiler açısından pazarlık gücünü artırabilir. Kıtanın kaynaklarının tek bir büyük alıcıya bağımlılığının azalması, hükümetlere fiyatlandırma, işleme tesislerinin kurulacağı yerler ve yerel topluluklara sağlanacak koşullar konusunda daha geniş hareket alanı verebilir. Ayrıca uzun süredir finansman veya güvenilir alıcı eksikliği nedeniyle bekleyen altyapı projeleri de yeni yatırımlarla hız kazanabilir.
Bununla birlikte süreç siyasi istikrarsızlık, Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki yoğunlaşma riski, çevresel ve sosyal yönetişim sorunları, kayıt dışı madencilik ve lojistik darboğazlar nedeniyle önemli zorluklar taşıyor. Mineral fiyatlarındaki dalgalanma da yatırım kararlarını etkileyebilecek başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle çok ülkeli tedarik stratejileri, denetlenebilir tedarik zincirleri ve finansmanla altyapı yatırımlarının birlikte planlanması gerekiyor.
Afrika ile Hindistan arasındaki bu yakınlaşma, önümüzdeki on yılda kritik minerallerin kim tarafından satın alındığından çok, tedarik zincirinin kim tarafından kurulduğunu belirleyebilir. Yeni ve istekli bir ortağın pazara girmesi, Afrikalı üreticiler için önemli fırsatlar yaratırken, süreci uzun vadeli ve planlı biçimde yöneten tarafların daha fazla değer elde etmesi bekleniyor.
Yazar notu: James Lumley, Global Strategic Commodities Genel Müdürü.




