Şimşek: Piyasalarda genele yayılmış sistemik risk yok
Bakan Şimşek, piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki fonun kredi ve likidite sorunundan kaynaklandığını belirterek sistemik risk olmadığını söyledi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir televizyon programında ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Finansal İstikrar Komitesinin toplantısını hatırlatan Şimşek, piyasalarda yaşanan son hareketliliğin sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan kredi ve likidite problemlerinden kaynaklandığını belirtti. Bakan, borsa ve fon piyasasında yapısal bir sorun bulunmadığını, genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu olmadığını söyledi.
Şimşek, daha esnek düzenlemelere tabi olan serbest fonların Türkiye’de 2006 yılında mevzuata girdiğini, bu alandaki fonların 2008’den itibaren oluşmaya başladığını aktardı. Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nun 2019’da bu fonlarda işlem görmeye başlamasıyla alanın büyüdüğünü belirten Şimşek, ülkedeki 2 bin 38 fondan 131’inin söz konusu gelişmelerden etkilendiğini ifade etti. Sermaye Piyasası Kurulunun bu fonlarla ilgili ayrıntılı açıklama yaptığını da hatırlattı.
Bakan Şimşek, sınırlı sayıdaki fonda piyasa bozucu işlemler tespit edildiğini ve gerekli adımların atıldığını bildirdi. Serbest fonlara ilişkin daha sıkı kurallar içeren fon rehberinin ağustos sonunda yayımlandığını belirten Şimşek, teminat yapısının güçlendirildiğini ve geçiş sürecinin uygulanacağını söyledi. Yedi portföy yönetim şirketinin işlettiği 131 fonun SPK tarafından tasfiye sürecine alındığını aktaran Şimşek, Kurulun üç aylık kapsamlı bir yol haritası açıkladığını kaydetti.
Fon piyasasının yaklaşık yüzde 90’ının sağlıklı biçimde işlemeyi sürdürdüğünü dile getiren Şimşek, müdahaleden etkilenen fonların toplam büyüklüğün yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu söyledi. Tasfiye sürecinin SPK’nin belirlediği esaslar çerçevesinde yürütüleceğini belirten Bakan, bu gelişmelerin borsa üzerinde kalıcı bir baskı yaratmasını beklemediklerini ifade etti. Alınan tedbirlerin, sınırlı sayıdaki fondaki yoğunlaşma riskinin piyasanın geneline yayılmasını önlemeyi amaçladığını vurguladı.
Bankacılık dışı finans sektörünün son yıllarda hızlı büyüdüğünü belirten Şimşek, bu alanın daha yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Vatandaşların konut ve otomobil almak amacıyla birikimlerini yönlendirdiği alanlarda, bankacılık sektöründekine benzer daha güçlü kurallara ihtiyaç bulunduğunu kaydeden Şimşek, sorunlu alanın ayrıştırıldığını ve tasfiye sürecinde varlıkların korunacağını dile getirdi.
Tasarruf finansman şirketlerinin farklı bir yapıya sahip olduğunu belirten Şimşek, Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim ile ilgili bir süreç başlattığını ifade etti. Bu sürecin katılımcıların haklarını korumaya yönelik olduğunu söyleyen Bakan, gerekli onayların Rekabet Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile SPK tarafından değerlendirileceğini bildirdi. Katılımevim ve Birevim’deki katılımcıların profesyonel yatırımcı olarak görülmediğini belirten Şimşek, bu kişilerin hakları konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını söyledi.
Şimşek, piyasalara güvenin sürdüğünü ve sistemik risk ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. Merkez Bankasının ihtiyaç halinde likidite sağlayacağını belirttiğini aktaran Bakan, BDDK ve SPK’nin de görev alanları kapsamında gerekli müdahaleleri yaptığını söyledi. Bankacılık sisteminde sermaye yeterliliği, likidite, varlık kalitesi ve karşılıklar bakımından sorun bulunmadığını belirten Şimşek, risk algısı yükselseydi CDS göstergesinin artacağını, ancak aksine sınırlı da olsa gerilediğini kaydetti.
Piyasa bozucu işlemlerde bulunanlar hakkında lisans iptalinden suç duyurusuna kadar gerekli adımların atıldığını belirten Şimşek, bundan sonraki sürecin adli makamların yetkisinde olduğunu söyledi. Hazine tahvillerinde 16 Eylül’de likidite ihtiyacından kaynaklanan satışlar görüldüğünü, ancak söz konusu stresin daha sonra ortadan kalktığını ve faizlerin gerilediğini ifade etti.
Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, Orta Vadeli Program hazırlanırken petrol fiyatının varil başına 60-65 dolar seviyesinde öngörüldüğünü, mevcut durumda ortalama fiyat tahmininin 90 dolara yükseldiğini söyledi. Çoklu arz şokları nedeniyle petrolün 140-150 dolar bandında fiyatlandığını belirten Bakan, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yanı sıra rafineri altyapısına yönelik saldırıların mazot, petrokimya ve gübre fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Şimşek, enerji maliyetlerindeki baskıyı eşel mobil uygulamasıyla sınırlamaya çalıştıklarını, ancak bu politikanın da bütçe açısından bir sınırı bulunduğunu belirtti. Savaş koşulları yaşanmasaydı enflasyonun mevcut seviyeden en az 7 puan daha düşük olabileceğini söyleyen Bakan, küresel şokların yalnızca enerjiyle sınırlı kalmadığını, çok sayıda emtia ve ham madde fiyatında da ciddi artışlar görüldüğünü aktardı.
Bütçe dengelerinde sorun görmediğini belirten Şimşek, mazotta yıl sonuna kadar kısmi sübvansiyon uygulamasının ve buna bağlı ÖTV gelir kaybının devam edeceğini söyledi. Bu kapsamda yaklaşık 400 milyar liralık gelirden vazgeçildiğini ifade eden Bakan, uygulamanın küresel ve bölgesel savaşların vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla, bütçe imkânları elverdiği için hayata geçirildiğini kaydetti.
Cari açığın dış gelişmeler nedeniyle yüzde 2,6-2,7 seviyesinde gerçekleşebileceğini belirten Şimşek, bu düzeyin yönetilebilir olduğunu söyledi. Rezervlerin yeterliliği bakımından gerekli kriterlerin karşılandığını ifade eden Bakan, Türkiye’nin bütçe açığı ve kamu borcunun benzer ülkelere kıyasla daha düşük seviyelerde bulunduğunu dile getirdi. Deprem harcamalarının oluşturduğu faiz yükü nedeniyle 2027 bütçe açığı tahmininin yüzde 3,5 olarak belirlendiğini aktardı.
Gelecek yıl savunma harcamaları ile sosyal konut bütçesinde önemli artışlar planlandığını belirten Şimşek, sulama ve sanayi altyapısı gibi alanlara da kaynak aktarılacağını söyledi. Petrol fiyatlarının öngörülen şekilde 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde eşel mobile duyulan ihtiyacın azalacağını ifade eden Bakan, imalat sanayisinin seçici kredi, kamu destekleri ve işletme sermayesi programlarıyla daha güçlü biçimde destekleneceğini kaydetti.
Şimşek, Türkiye’nin son 25 yılda petrol ve doğal gaz ithalatına 1 trilyon dolar ödediğini belirterek yeşil ve dijital dönüşümün önemine dikkat çekti. İhracatta orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığını söyleyen Bakan, geleneksel emek yoğun sektörlerin de istihdam açısından önemini koruduğunu ifade etti.
Özellikle 15-29 yaş grubunda eğitimde ve istihdamda bulunmayan gençlere yönelik programlara öncelik verdiklerini belirten Şimşek, daha esnek çalışma modellerinin iş gücüne katılımı artırabileceğini söyledi. Çalışanların haklarının korunması şartıyla yapılacak düzenlemelerin istihdamı destekleyeceğini ifade eden Bakan, sanayi kapasitesinin korunması ve güçlendirilmesinin orta vadeli programın öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti.




