BIST 100’da satış baskısı: 13 bin puanın altına indi
BIST 100, artan iç piyasa volatilitesi ve küresel tahvil faizlerinin etkisiyle 13 bin puanın altına geriledi. Piyasalarda risk iştahı zayıflıyor.
Borsa İstanbul’da haftanın son işlem gününe girilirken satış baskısı belirginleşti. Fon piyasasındaki oynaklığa küresel tahvil faizlerinin yükselişi ve petrol fiyatlarındaki dalgalanma eklenince, hisse senetlerinde aşağı yönlü hareket güç kazandı.
BIST 100 endeksi hafta başından bu yana yaklaşık yüzde 3 değer kaybederek kritik 13 bin puan seviyesinin altına indi. Ana endeks dışında kalan hisselerdeki düşüş ise aynı dönemde yüzde 12’ye ulaştı.
BIST 100 için 13 bin puan kritik eşik
Teknik görünüm açısından endeksin 13 bin-13 bin 500 puan aralığının altına çekilmesi dikkat çekiyor. Daha önce kararsızlık bölgesi olarak izlenen bu bandın aşağı yönlü geçilmesi, satış risklerinin arttığına işaret ediyor.
BIST 100’ün 13 bin puanın altında kalmayı sürdürmesi halinde grafiklerde aşağı yönlü baskının ön planda olması bekleniyor. Endeks dışındaki hisselerde görülen daha sert kayıplar da satışların yalnızca ana endeksle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor.
Güçlü ABD ekonomisi faiz endişelerini artırıyor
Küresel piyasalardaki baskının temel nedenlerinden biri, ABD ekonomisinin beklentilerin üzerinde güçlü seyretmesi. Eylül ayına ilişkin öncü PMI verilerinin tahminleri belirgin biçimde aşması, ekonomik aktivitenin canlı kaldığını gösterirken piyasaların beklediği yumuşak iniş senaryosunu da zorlaştırdı.
Girdi maliyetlerinin Ekim 2022’den bu yana en yüksek düzeye çıkması enflasyon endişelerini besledi. Petrol fiyatlarındaki hareketlilikle birlikte piyasalar hem güçlü iç talebin hem de yükselen enerji maliyetlerinin oluşturduğu iki yönlü enflasyon baskısını izliyor.
Bu tablo, ABD Merkez Bankasının faiz artırımlarını sürdürebileceği beklentisini güçlendirdi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,20 civarına yükselirken, yüksek faiz oranları hisse senetlerinin değerlemeleri üzerinde baskı oluşturuyor. ABD borsalarındaki başlıca endeksler de son seansta belirgin bir yön ortaya koymadan yataya yakın kapandı.
Tahvil getirilerindeki yükseliş küresel boyut kazandı
ABD tahvil piyasasındaki satışlar, yalnızca Fed politikalarına ilişkin beklentilerle açıklanmıyor. Güçlü ekonomik aktivite, petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden artırabileceği endişesi, yüksek kamu harcamaları ve yaklaşık 40 trilyon dolara ulaşan ABD borcunun finansmanı için gerçekleştirilen yoğun tahvil ihracı getirileri yukarı çekiyor.
ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,48 ile 2004’ten bu yana, beş yıllık tahvil getirisi ise yüzde 5’in üzerine çıkarak 2007’den bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Benzer hareket Almanya ve Japonya gibi ülkelerde de görülüyor. Uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş, yatırımcıların borçlanma araçlarını taşımak için daha yüksek reel getiri ve vade primi talep ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle Fed’in ilerleyen dönemde faiz artırımlarına ara vermesi durumunda bile uzun vadeli tahvil getirilerinin önceki seviyelere kısa sürede dönmesi kolay görünmüyor.
ABD-Çin görüşmesinden olumlu mesajlar geldi
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmesinin ardından ticaret ilişkilerine yönelik olumlu açıklamalar yapıldı. Çin, iki ülkenin ekonomi ve ticaret ekiplerinin yeni bir ortak düzenleme üzerinde uzlaştığını duyurdu. Liderler, yapay zekâ alanındaki diyaloğun sürdürülmesi konusunda da olumlu mesaj verdi.
Bununla birlikte düzenlemenin ayrıntıları henüz açıklanmadı. Bu nedenle tarifeler ve kritik mineraller başta olmak üzere piyasalar açısından önemli başlıklarda ne ölçüde somut ilerleme sağlandığı izlenecek. Tayvan konusundaki görüş ayrılıklarının devam etmesi ise ABD-Çin ilişkilerindeki kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor.
ABD verileri ve tüketici güveni takip edilecek
Piyasaların gündeminde ABD dayanıklı mal siparişleri ile Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin nihai sonucu bulunuyor. Temmuz ayında yüzde 1,1 artan dayanıklı mal siparişlerinin yeni veride aylık bazda yüzde 0,3 gerilemesi bekleniyor.
Uçak gibi yüksek tutarlı ve düzensiz siparişler manşet veride sert dalgalanmalara yol açabildiği için ulaşım hariç siparişler ile şirketlerin yatırım eğilimini gösteren alt kalemler daha yakından izlenecek.
Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin ağustostaki 51,7 seviyesinden 47,8’e gerilediğini gösteren ilk tahminin korunup korunmayacağı da önem taşıyor. Tüketici güveninin yanı sıra enflasyon beklentileri de piyasalar açısından belirleyici olacak. Son ankette tüketicilerin bir yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 4,6 seviyesinde bulunuyordu.
Güven endeksindeki düşüşe karşın enflasyon beklentilerinin yüksek kalması, Fed’in ekonomik büyüme ile fiyat istikrarı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi zorlaştırabilir.
Vadeli piyasalarda izlenen seviyeler
Günü 16.275 puandan tamamlayan en yakın vadeli BIST 30 kontratında 16.162, 16.031, 15.917 ve 15.787 seviyeleri destek olarak takip ediliyor. Yukarı yönlü hareketlerde 16.389, 16.520, 16.634 ve 16.764 seviyeleri direnç konumunda bulunuyor.
49,064 seviyesinden kapanan en yakın vadeli USD/TL kontratında 49,015, 48,917, 48,8185 ve 48,7205 seviyeleri destek; 49,113, 49,211, 49,3095 ve 49,4075 seviyeleri ise direnç olarak öne çıkıyor.
Borsa İstanbul’un kısa vadeli görünümünde içeride fon kaynaklı volatilite, dışarıda ise yükselen küresel tahvil faizleri başlıca baskı unsurları olarak öne çıkıyor. BIST 100 13 bin puanın altında kaldığı sürece teknik baskının devam etmesi beklenirken, ABD tahvil piyasasının seyri ve Fed’e ilişkin faiz beklentileri küresel risk iştahının yönünü belirlemeyi sürdürecek.
Ünlü & Co Sabah bülteninden alıntıdır.



