Sigorta primleri Karadeniz’de rekor seviyeye ulaştı
Karadeniz’in tamamı yüksek riskli bölge ilan edilirken sigorta primleri rekor kırdı. Saldırılar, navlun ve alternatif rotalarda maliyeti artırdı.
Rusya-Ukrayna savaşında artan gerilim ve ticari gemilere yönelik saldırılar, Karadeniz’de deniz taşımacılığına ilişkin risk değerlendirmesini değiştirdi. Londra deniz sigortası piyasasında faaliyet gösteren Joint War Committee (JWC), daha önce yalnızca Rusya ve Ukrayna’nın kıyı sularını kapsayan bildirim zorunluluğunu Karadeniz’in tamamına genişletti.
Lloyd’s Market Association bünyesindeki sendikaların ve Londra sigorta piyasası temsilcilerinin yer aldığı JWC’nin kararına göre, Karadeniz’deki açık deniz rotaları artık yüksek risk kapsamında değerlendirilecek. LMA Denizcilik ve Havacılık Başkanı ve JWC Sekreteri Neil Roberts, güncellenen uygulamayla bildirim gerektiren alanın Karadeniz’in tamamını kapsadığını açıkladı.
Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan’ın 12 deniz millik karasuları ise bu kapsamın dışında tutuldu. Bununla birlikte, söz konusu sınırların ötesindeki açık deniz güzergâhları ile münhasır ekonomik bölge geçişleri için sigorta şirketlerine bildirim yapılması gerekebilecek. Sefer onayı ve ek teminat koşulları, poliçe hükümleri, broker yönlendirmeleri ve JWC’nin güncel listelerine göre belirlenecek.
Yeni düzenlemenin en belirgin etkisinin savaş riski sigortasında görülmesi bekleniyor. Karadeniz’de sigorta primleri, saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte son haftalarda olağan seviyelerin oldukça üzerine çıktı. Normal koşullarda tekne ve makine sigorta bedelinin yaklaşık yüzde 0,1 ila 0,2’si arasında olan prim oranlarının yüzde 1-1,5 aralığına yükseldiği belirtiliyor.
Bu artış, Karadeniz’de gerçekleştirilen yedi günlük bir seferin maliyetine yaklaşık 150 bin ila 300 bin dolar arasında ek yük getirebiliyor. Primler sabit bir tarifeyle belirlenmezken saldırıların sıklığı, geminin özellikleri, bayrağı ve mülkiyeti, taşınan yük, uğranacak limanlar, rota, bölgede kalış süresi ve sigortacının risk yaklaşımı fiyatlamada etkili oluyor.
Yükselen risk yalnızca sigorta giderlerini artırmıyor. Bazı armatörler ve sigorta şirketleri, bölgedeki seferleri kabul etmekte daha temkinli davranıyor. Bu durum kullanılabilir gemi kapasitesini daraltırken taşımacılığın ekonomik fizibilitesini de zorluyor. Deniz yolu tamamen kapanmamış olsa da artan risk maliyetleri navlun ve işletme giderleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Sektör temsilcileri, risk alanının genişletilmesiyle birlikte prim hesaplamalarının şeffaflığına dikkat çekiyor. Coğrafi risk sınırlarını belirleyen mekanizma ile bu risk üzerinden fiyatlama yapan aktörlerin aynı piyasa ekosisteminde bulunmasının soru işaretlerine yol açtığı belirtiliyor. Primlerin ölçülebilir ve somut risklerle orantılı belirlenmemesi halinde, savaş kaynaklı maliyetin armatörler üzerindeki yükünün daha da artabileceği ifade ediliyor.
Güvenlik endişeleri, gemilerin alternatif güzergâhlara yönelmesine de neden oluyor. Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği Onursal Başkanı Salih Zeki Çakır’ın verdiği bilgilere göre Rusya, büyük tonajlı yüklerinin bir bölümünü Baltık Denizi üzerinden taşımaya çalışırken Ukrayna, Sulina Kanalı aracılığıyla Tuna Nehri üzerindeki limanlardan yararlanıyor.
Sulina Kanalı üzerinden nehir limanlarına ilerlemek isteyen gemiler, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya karasularında beklemek zorunda kalıyor. Kanalda yaklaşık 70 geminin geçiş sırası beklediğini belirten Çakır, bu durumun sefer maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını söyledi. Ukrayna’nın yüklerinin bir bölümünü Romanya limanlarına aktardığını ifade eden Çakır, limanlardaki yoğunluğun tahliye işlemlerinde de ciddi gecikmelere yol açtığını kaydetti.
Yüklerin bir kısmı Gürcistan limanlarına yönlendirilirken Karadeniz’de sınırlı ölçekte taşımacılık devam ediyor. Ancak saldırılarda hasar gören gemiler, tersane kapasitesinin yetersizliği ve liman altyapısındaki sorunlar operasyonel darboğazı büyütüyor. Sürecin uzaması halinde Türkiye’nin yanı sıra Karadeniz ve Akdeniz havzalarında tahıl, gübre, demir-çelik, kömür ve petrol tedarikine bağımlı ülkelerde taşıma maliyetlerinin daha da yükselmesi bekleniyor.
Karadeniz’de Türk sahipli veya Türk bayraklı ticari gemilere yönelik saldırılar da uluslararası platformlara taşındı. Uluslararası Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Metin Düzgit, 15 Eylül’deki yönetim kurulu toplantısında bölgedeki tehditleri gündeme getirerek denizcilerin güvenliği ve ticari filonun korunması için somut adımlar önerdi.
Uluslararası Deniz Ticaret Odası Genel Sekreteri, 17 Eylül’de New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda yaptığı konuşmada, Karadeniz dahil dünyanın herhangi bir bölgesinde ticari gemilere ve denizcilere yönelik saldırıların kabul edilemeyeceğini vurguladı. Oda sekretaryası da yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinilmeyerek koruma mekanizmalarının oluşturulması için Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdindeki girişimlerin hızlandırılmasına karar verdi.
Navlunların yükselmesine rağmen armatörlerin bölgeye sefer düzenleme konusunda ihtiyatlı davrandığı belirtiliyor. Navis Danışmanlık Koordinatörü Engin Koçak, Rusya ve Ukrayna bağlantılı yüklerde ton başına navlunların rekor düzeye çıktığını, ancak savaş riski primleri ve diğer ek giderler nedeniyle gemi işletmecilerinin net gelirlerinde aynı ölçüde artış yaşanmadığını söyledi.
Koçak, 10 Temmuz’dan bu yana Azak Denizi’nde hareketlilik görülmediğini, Novorossiysk’teki gemi trafiğinin de ciddi biçimde azaldığını aktardı. Seyir halindeki gemilerin büyük bölümünü bölgede çalışmak zorunda kalan ve yüksek riski üstlenen işletmecilerin oluşturduğunu belirten Koçak, sigorta ve broker onayı bekleyen gemilerin Türk Boğazları girişlerindeki beklemeleri uzattığını ifade etti. Marmara Denizi’nde yığılma yaşanmasına rağmen Ukrayna-Karadeniz ile Akdeniz arasındaki yük hareketliliğinin risklere karşın artış eğilimini koruduğu bildirildi.




